Daha akıllı, daha hızlı ve daha iyi olmanın kitabı!


sbf

Charless Duhigg ile “Power of Habits” kitabı ile tanışmıştım. Alışkanlıkları anlatan yazar olarak Duhigg’in gerçekten güçlü alışkanlığı olacak ki bu kitabına da yine ‘hikaye’ tadında ilginç bir gerçek olayla başlıyor. Apati adlı hastalığa yakalanmış kişilerin ‘talimat verilmeksizin’ neredeyse hiç bir şey yapamadığını ortaya koyuyor.

Motivasyonun birinci kuralı: Kontrolün hep sizde olduğuna inanın

Yapılan araştırmalar, kontrolün kendinde olduğuna inanmanın sizi daha fazla motive ettiğini ortaya koyuyor. Kadere inanmıyorsanız hemen sevinmeyin. Konu bu değil. Daha basit olaylara ilişkin ‘bu işi kontrol edebilirim’ psikolojisi sizi o işe daha fazla motive eder.

Özetin kısalığı için özür dilerim. Bu kitabı okurken not almayı unutmuşum. Ancak diğer okuma notlarıma bakabilirsiniz.

Reklamlar

4 Saate Nasıl Şef Olunur?


4-Hour Chef adlı kitabın yazarı Tim Ferris, daha önce Malcolm Gladwell tarafından ortaya atılan, bir yeteneğin geliştirilmesi için gereken ortalama 10.000 saat gerektiği iddia eden 10.000 saat kuralını yıkmak için yazılmış bir “yemek kitabı”. Evet, yanlış duymadınız yemek kitabı. Bu kitap “Motosiklet Bakımında Zen” adlı kitaptaki gibi bilgeliği başka kapsüller (bu kitapta aşçılık) içerisinde vermeye çalışıyor. Kitapta bir kaç saat içerisinde bazı dilleri konuşabilmekten, kamp ateşi yapmaya bir çok iş “hack” edilmiş. Tim Ferris ilginç bir yaklaşım sunuyor.  Kitabı okuduktan sonra bir çok şeyi yapamamamızın nedeninin onu yapmaktan çekinmek olduğunu fark ettim. Başka bir deyimle, Çince zordur diyoruz da denedik mi ki?

Kitabın web sitesi: http://fourhourchef.com/

Güç. Neden bazıları ona sahipken bazıları değildir?


image

Gücün kimyasına dair ilk sözleri  Nizamülmülk’ün “Siyasetnamesi"nden duydum. Bu kitap da tıpkı ardılı olan Machiavelli’nin Prens’i gibi, hükümdarlara gücün ilkelerini, kullanımını anlatıyordu. Örnek olaylar, bilgece sözler ve tavsiyeler. Amaç gücü elde etmişler için onu korumak iken, ona sahip olmayanlar için ise nasıl edinileceği idi.  O günden bugüne bir şey değişmemiş ki, yine bloglardan ve podcastlardan "Power” adlı bestseller’in adını duydum. Satın aldım ve okudum.  Beklentim, postmodern dünyada gücün ilkelerinin de güncellenmiş olmasıydı. Ancak şaşırtıcı şekilde hiç bir şey değişmemişti.  Özellikle imaj inşası,  havf-reca (korku-ümit) balansı yaratıp tebayı(!) etkileme,  iş bağlamında performanstan ziyade retoriğe dikkat etme ve “saray entrikalarını” anlama ve kullanma metotları benzerdi. Kitabın eksiği ise bu metodolojik olarak anlatmak yerine sadece örnek olaylar üzerinden anlatması. 5 üzerinden 4 yıldız.

Kitaptan hatırladığım en ilginç şey özetle: Performans ile “pozisyon” arasında ilişki neredeyse yoktur. Şirketini gittikçe geriye götürüp pozisyon atlayanların tarihi de vardır. Tersinin de.

Mantığa Giriş



Ian Hacking’in Olasılık ve Tümevarım Mantığına giriş kitabını okumaktayım. Yazarı felsefeci ve mantıkçı ancak kitap herkese hitap ediyor. Kitabın türkçesi gayet iyi, bir talihsizlik dışında. İfadeler Türkçeleştirilmiş ancak keşke parantez içinde İngilizce karşılıkları da olsaydı. Neden mi? İngilizce matematiksel ıspat barındıran makaleleri okuduğunuzda premise’nin öncül anlamına geldiğini hatırlamak zor olabilir. Kenarına ingilizcelerini not ala ala okumaktayım. Bu arada her zaman yaptığım gibi unutmamak ve paylaşmak adına kısa kısa notları buradan paylaşacağım.

– Premise  -> Argument -> Conclusion: Öncül -> Argüman -> Sonuç.

Burada öncül ve sonuç bir “önerme” (proposition) oluyor. Önermeler doğru veya yanlış olabilir, argümanlar ise geçerli veya geçersizdir. Örnekleri için kitaba bakınız. Basit bir örnek (kitapdan değil ben uydurdum) 

Öncül 1: Van’da doğan herkes müzisyendir.

Öncül 2: Ruhi Su Van’lıdır.

Argüman: Ruhi Su Müzisyendir.

Burada Öncü 1, yanlıştır.  Önerme 2 doğrudur. (Nereden biliyoruz çünkü öncüllerin doğru veya yanlış olduğunu uzmanlar, tanıyanlar bilenler bilir. Bu örnekte öncülleri ben Vanlı olduğum için bilmekteyim). Bu iki öncüle göre ortaya konan argüman “geçerlidir” yani mantıksal kurguya uyar. Ancak doğru demek değildir. Bu örnekte, argüman yani Ruhi Su’nun Van’lı olduğu doğrudur ancak, Argüman’ımız Fatih Altaylı müzisyendir olsaydı yanlış olacaktı.

Diğer taraftan geçersizlik de yanlışlık değildir. Bu örnek de yine benden:

Öncül 1: Hakkari’de doğan bir çok kişi Kürtçe bilir.

Öncül 2: Yılmaz Erdoğan Hakkari doğmuştur.

Argüman: Yılmaz Erdoğan Kürtçe bilir.

Burada ise iki öncül de doğrudur. Argüman da doğrudur. Ancak geçersizdir. Çünkü mantık biliminde geçersiz demek, doğru çıkarımlar yapmamak demektir. Nitekim öncül 1, bir çok kişi demektedir. Tamamı denmemektedir. Oysa Argümanımız tamamı için genelleme yapmaktadır. (Dipnot: Biz milletçe genellikle genelleme yaptığımızdan tuhaf gelmeyebilir:).

Belleğinize güveniyor musunuz? Buyurun o zaman!


image

Organized Mind adlı kitabı keyifle okumaktayım. Kitap hafızamızın bize yaptığı oyunları bilimsel desteklerle açıklıyor. Normalde elimizin yetişmeyeceği bilimsel gerçeklikleri, yüksek raflardan halkın arasına karıştıran (kitap bestseller) yazarları seviyorum.

Kitapta gördüğüm ve etkilendiğim uygulanmış bir psikolojik testi paylaşmak istiyorum. Lütfen deneyin. Şaşıracaksınız. Daha sonra ise bu testin daha fazla nelere sebep olacağı üzerine düşüneceğiz.

Test basit bir dakika bile sürmez. Aşağıdaki kelimeleri sırayla okuyun sonra beklemeden ekrandan yazıyı kapatıp, bir kağıt kalem alarak hatırladığınız kelimeleri ardarda yazın. (Fazla kasmayın, zeka testi yapılmıyor sadece ilginç bir sonucu göreceksiniz. Ayrıca ezberlemeyin, deney etkisini kaybeder. Hızlıca okuyun sadece )

  • Dinlenme
  • Yorgun
  • Uyanık
  • Rüya
  • Horlama
  • Yatak
  • Yemek
  • Pinekleme
  • Ses
  • Rahatlık
  • Yastık
  • Uyan
  • Gece

Buraya kadar geldiyseniz tekrar hatırlatalım, bu kelimelerden hatırladıklarınızı bakmadan başka bir kağıda yazacaktınız.

Kağıdınıza bakın!

….

Deneyin Kontrolü

Şimdi hatırladığınız kelimelere bakın, dinlenme kelimesini hatırladınız mı? Bu testin yapıldığı deneklerin %75’i hatırlamış, buna ilk olma ön yargısı denmektedir. Zihin ilk gördüğüne istem dışı olarak önem verir. (Testi kendime yaptığımda olmamıştı).

Peki gece kelimesini hatırladınız mı? Yine deneklerin önemli bir kısmı son kelimeyi hatırlamış, bu da zihnin bir oyunu.

Şimdi son bombaya geliyoruz, sizde olmamış da olabilir. Yazdığıınz kelimeler arasında uyku var mıydı? Büyük ihtimalle vardır. Ama uyku kelimesi listede yok… Deneyi yaptığım bir çok kişi de listede olmadığı halde kağıdına uyku yazmış. Hatta inat edenler çıktı, listede uyku kelimesi var diye. Oysa yoktu… Kitabın belirttiğine göre, yanlız değiliz; yine önemli bir oranda insan listede olmadığı halde uyku kelimesini var gibi kendi kağıdına yazmış.

Peki bu neden oluyor?

Zihnin kategorizasyon adeti

Zihin her algıladığı şeyi, benzerleri ile birleştirme adetine sahiptir. (Bu adetlere heuristics de denir). Yani bir nevi kısayol. Bu durum da kitabın dediğine göre yakın zamanda keşfedilmiş bir olgudur. Şimdi, beynimiz yukarıdaki listeyi okuduğumuzda hemen uyku kelimesi ile eşleştirir. Öyle ki listede uyku kelimesi olmadığı halde, zihin onu varmış gibi algılar. Elbette siz listenize uyku kelimesini yazmamış olabilirsiniz(ben de yazmamıştım) ancak bir çok insan yazdı. Deneyi annemle yaptığımızda, o listeye dalgın kelimesini bile ekledi. Fark yok, zihin bir şeyle bağdaştırıyor.

Ee, sonra, Çok mu önemli?

Bu tür deneyler ilk başta saçma gelebilir ancak bu deneyi okuduktan sonra çok ciddi bir tehlikenin varlığını fark ettim: Hukuktaki şahitlik müessesesi. Bildiğim kadarı ile şahitlik başka deliller olmaksızın tek başına yeterli değil… Ancak zihnimiz böyle iken şahitliğin delil olabilmesi korkunç. Kitapta daha beter deneyler var. Zihin resmen çuvallıyor. O kadarını da anlatmayayım, kitaba buyrun. Kitabın Türkçesi henüz yok.

Yine Zihinsel Maniplasyon Teknikleri

Şu yazımda zihinsel maniplasyon tekniklerinden bahsetmiştim. Belki de yukarıdaki deneyden sonra bir yenisini de eklemeli. Düşünün, eğer haber kanalları, siyasiler, troller, istihbarat örgütleri, güçlü blogger’lar bu metotları biliyor ve kullanabiliyorlarsa, siz hatırladığınız hangi haberi, olguyu veya olayı hala kendinizden emin bir şekilde açıklıyorsunuz.