“Örgütsel Strateji, yapı ve süreç” adlı Miles, Snow ve diğerlerinin (1978) makalesine bakış;


Efektif işletmeler sundukları mal ve hizmetleri pazarlayabilmek içinde bulundukları çevreleriile sürdürülebilir ilişkiler kurmak durumundadırlar.
Birçok işletme için dış çevrenin değişkenliği içinde dinamik bir davranış sergilemek, işletmenin iç yapısı (yönetimi, personeli ile ilgili durumlar) hesaba katıldığında gerçekten zor ve çok sayıda karar vermeyi gerektiren bir durumdur.
Miles ve Snow yaptıkları çalışmada, yöneticiler pekala biz öğrencilere yönelik olarak; örgütsel anlamda, strateji,  yapıve süreçleri analiz edebilmek için teorik bir çerçeve sunmaktadırlar.
Model iki unsurdan oluşuyor:
1: Örgütlerin etkin iş birliklerini sağlayabilmesi için vermek zorunda oldukları büyük adaptasyon süreci
2: Söz konusu endüstride farklı davranış kalıplarının betimlenmesi.
Makale PPV (Porter Pump and Valve) isimli bir pompa ve valf üreticisi şirket örneğinden yola çıkıyor.
·         Bu firma  normalde üretici olarak kendi ürettiği ürünleri satıyor. Zaman zaman sipariş üzeri işler de alıyor.
·         Daha sonra iki yeni ve farklı ürün üretmeye karar veriyor. Bu iki yeni yöntemden biri yeni bir petrol arama sistemi geliştirmek. (Firma daha önce benzer bir işe girişmiştir) Diğeri ise nükleer enerji alanında  akışkan hareket sistemleri
Bu işlerin bir kısmının kontrat bazlı olarak yapılması gerekiyor. PPV bu yeni girişimini başlatmak için bağlı olduğu üst şirketten yöneticilerin  kontrat müzakereleri ve diğer kritik işler için işe daha yakın olması gerekiyor. PPV bu süreci başlatıyor ve çokça karlı sözleşmeye imza atıyor. Daha sonra işler karmaşıklaşıyor ve yöneticiler rutin işleri dışında artan işleri organize etmek için de epeyce zaman harcamaya başlıyorlar. Firma eski bazı departmanlarının bütçesini azaltmaya başlıyor ve yeni yatırım alanına kaydırıyor.
PPV örneğinde görüleceği üzere farklı departmanlar, pozisyon değiştiren yöneticiler, matriks bir organizasyonel yapı, yeni yatırıma göre değişen teknolojiler ve sair bir çok özellik var. Miles ve Snow işte böyle bir durumu hiçbir geleneksel yaklaşımın açıklamayacağını ifade etmekteler.
MUHTELİF KARAR PROBLEMLERİ
İşte tam da bunun için Miles ve Snow önce “uyum döngüsü” (adaptive cycle) adını verdikleri bir model ifade ediyorlar. Bu kapsamda firmanın çeşitli karar problemlerinden bahsediyorlar. Bunlar;
Mühendislik problemi, (Üretim tipinin değişmesi)
girişimsel problem ve (ör:Yönetim ve personelin yeni girişimi sahiplenmesi)
idari problem (Leading ve lagging etkenler)
olarak ifade edilebilir.
STRATEJİK TİPOLOJİLER
Makalede 3+1 tip şirket davranışı vardır:
·         Savunmacılar
·         Atılganlar
·         Analistler
Ve bunların dışında kalan reaktörler (sonradan tepki verenler) adındadır.
Savunmacılar:
Tüm problemi en büyük Pazar payını alabilmektir.
Genel olarak politikaları başka firmaların pazara girişini engellemektir.
Daha fazla satış için fiyat indirmek veya kaliteyi arttırmakla yetinirler.
Fazla teknolojik olmayan firmalarda kullanılabilir.
Tehlikesi pazarda etkin olamamaktır.
Atılganlar
Atılganlar agresif pazar ve ürün geliştirmeye daha fazla önem verdiklerinden
dört strateji tipi içerisinde yönelimi en ilginç olanlardır. Daha agresif stratejik bir yapı
geliştiren atılganlar düzensizlik ve belirsizlik durumlarının çok olduğu çevrelerde
gelişen yeni şartlara daha mükemmel bir şekilde ya da en azından daha çabuk uyum
sağlayabilmektedir (Luke vd., 2004:139). Atılganlar, neredeyse hiç durmaksızın yeni
pazar fırsatlarıarayan ve çevresel değişimlerde meydana gelen eğilimleri ortaya
çıkaracak potansiyel karşılıklarıbulmak için düzenli bir şekilde denemeler yapan
örgütlerdir (Zajac ve Shortell, 1989:414). Yeni ürün ve pazar fırsatlarınıizlemek için
esnek ve iddialıolmayıamaçlamaktadırlar. Yenilikçiliği vurgulamaktadırlar (Luke ve
Begun, 1988: 604, Aktaran: Akbolat,2009).
Analizciler
Analizci duruş, atılgan ve savunmacı stratejik duruşların bir kombinasyonudur.
Analizciler yenilikve kararlılık arasında denge oluşturmaya çalışırlar. Genellikle bir
taraftan bazı alanlarda süregelen faaliyetlerine devam ederken, diğer taraftan da yeni
ürün ve pazar fırsatlarını araştırırlar. Dikkatli bir şekilde rakiplerini izler ve rakipleri
tarafından mükemmel bir şekilde gerçekleştirilen davranış ve taktikleri benimserler. Bu
nedenle analizciler bazı düzeylerde pazar takipçileridir (Zuckerman, 2002:12, Luke vd.,
2004:141, Aktaran: Akbolat,2009).
Tepkiciler
Tepkici özellik gösteren örgütlerin dikkatli stratejik analizler yapmak veya
kültürel veya kurumsal olarak kendi stratejik manevralarını yapabilmesi için gerekli
işgücü ve yeteneklerinde eksiklikler bulunmaktadır. Kendi opsiyon ve yetenekleri
sınırlı olduğu için stratejik geleceklerini oluşturmaktan daha çok tehditlere karşılık
vermeye eğilimlidirler. Stratejik olarak yaptığı tercihlerde tutarsızlıklar ve genellikle
bütün misyon ve vizyon ifadelerinde belirsizlikler olması sebebi ile tepkici örgütlerin
finansal olarak istikrarsız olmaları beklenmektedir (Luke vd., 2004:141). Tepkici
teknoloji, yapı ve süreçte kendi stratejileri arasında çelişkiler bulunduğu için başarısız
bir strateji biçimidir (Miles vd., 1978:550).
Sonuç
Bu teori örgütlerin stratejilerinin düzeylerini, etkilerine dair tipolojiyi ortaya koyarak örgütlerin analizi için somut kıstaslar ortaya koymaktadır. Gerçekten Google Scholars’ta  yedibin küsur atıf yapılan bu model özellikle sağlık sektöründe sıkça kullanılmaktadır.


(Dikkat: Bu bilgi notu anılan çalışma ve anılan çalışmaya yönelik çeşitli kaynaklardaki atıf ve değerlendirmelere ilişkin akademik hedefi olmayan gayrı resmi incelemedir. Bu önemli modelin tanınması amacıyla kaleme alınmıştır Kaynaklar parantez içinde belirtilmiştir, belirtilmeyenler ise anılan modele dair değerlendirmelerdir. Ancak yine de bir blog post’u olarak telif hakları saklıdır.)

Reklamlar

Doğrudan tüketiciye reklam. Bu kez hedef kitle köpekler


İngiltere’de bir köpek maması şirketi sadece köpeklerin duyabileceği bir ses frekansında yayınlanan bir televizyon reklamı çekti.
Baker adlı bir köpek maması şirketi, geleneksel olarak köpek sahiplerine seslenen reklam stratejisini bir yana bırakıp bu kez doğrudan ‘tüketiciye’ seslenme kararı aldı.

Bu çerçevede köpek sahiplerini değil, bizzat köpekleri etkileyecek bir reklam filmi çekildi.

Film gösterime sokulmadan önce bizzat köpekler üzerinde denendi. 12 köpeğe reklam filmini izleten uzmanlar, köpeklerin pür dikkat kesilip kuyruklarını oynatmasına bakarak reklamın hedef kitleyi yakaladığı sonucuna vardı.
Senaryosu “İtalyan İşi” adlı filmden yola çıkarak hazırlanan mama reklamının 17.000 Hertz frekansındaki seslerini sadece köpekler duyabiliyor.
Reklam yarından itibaren İngiliz televizyonlarında yayınlanmaya başlayacak.
Şimdiye kadar hedef kitlesi çocuklar olan, çocukların ilgisini çekmek için özel olarak, aşırı renk ve farklı ses tonları kullanan reklamlar gördük. Neyse ki çocuklarla aynı cinsten bir tür olarak insan olduğumuz için bunu anlıyorduk. Şimdi ise sadece köpeklerin duyabileceği frekanstaki sesleri içeren reklam yapıldı. İlginç bir pazarlama stratejisi. Hedef kitle direkt olarak köpekler gibi gösterilmiş. Eh sanki gidip marketten bunu alacaklar da… 
Pazarlama stratejisini güzel kılan, bu reklamın kendi kendini reklam etmesi. Yani böyle bir ilginçliği tüm dünyaya duyurabilmesi. Yoksa gariban köpeklerin taleplerinin iktisatta yeri yok. Eh atasözü demiş ya:
İtin duası kabul olsa gökten kemik yağardı:)
Bu arada ben bu reklamı izleyince ses duyulmaması lazım:)

Swap Nedir


Bir zamanlar TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) sitesindeki Faydalı Finans Sözlüğü Uygulamasındaki açıklama

örnek olarak elinizde amerikan doları varlığınız var ve ingiliz sterlini cinsinden borcunuz var. aynı zamanda amerikan dolarının, ingiliz sterlini karşısında değer kazanmasını bekliyorsunuz ne yapabilirsiniz.?
bu durumda yapabileceğiniz ilk şey amerikan dolarlarınızı ingiliz sterlini’ne çevirerek borcunuzu ödemektir. fakat bu durumda eğer gerçekten amerikan doları, sterlin karşısında değer kazanırsa belirli bir kayba uğramak kesindir. oysa swap yaparak bu duruma bir çözüm getirebilirsiniz. şöyle ki ; bulacağınız bir partnere siz o günkü parite üzerinden amerikan dolarınızı verip karşılığında ingiliz sterlini alırsınız. aldığınız sterlinlerle borcunuzu ödersiniz. partnerinizle, amerikan dolarının faizini, ingiliz sterlinin faizini ve vadeyi belirlersiniz.
işlemin vadesi geldiğinde anlaşılan faizler üzerinden partneriniz size amerikan dolarınızı geri öder sizde partnerinize olan ingiliz sterlini borcunuzu ödemek için o günkü parite üzerinden elinizdeki amerikan doları ile ingiliz sterlini alırsınız ve borcunuz ödersiniz. bu işlemi yaparak amerikan dolarının yükselmesinden uğrayabileceğiniz kaybı bertaraf etmiş olursunuz.”

İlla bilgi verecek değiliz, sorularımız da var:

Şöyle ki: Yukarıdaki örneğe göre yapılan swap anlaşmasında tarafların birbirlerine ödeyecekleri faiz farkı, USD’nin değer artışı ile ortaya çıkacak farktan büyük olursa, elinde USD olan gariban vatandaş zarar eder değil mi?

Bilenlerin yardımını beklerim.

Swap Nedir


Bir zamanlar TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) sitesindeki Faydalı Finans Sözlüğü Uygulamasındaki açıklama

örnek olarak elinizde amerikan doları varlığınız var ve ingiliz sterlini cinsinden borcunuz var. aynı zamanda amerikan dolarının, ingiliz sterlini karşısında değer kazanmasını bekliyorsunuz ne yapabilirsiniz.?
bu durumda yapabileceğiniz ilk şey amerikan dolarlarınızı ingiliz sterlini’ne çevirerek borcunuzu ödemektir. fakat bu durumda eğer gerçekten amerikan doları, sterlin karşısında değer kazanırsa belirli bir kayba uğramak kesindir. oysa swap yaparak bu duruma bir çözüm getirebilirsiniz. şöyle ki ; bulacağınız bir partnere siz o günkü parite üzerinden amerikan dolarınızı verip karşılığında ingiliz sterlini alırsınız. aldığınız sterlinlerle borcunuzu ödersiniz. partnerinizle, amerikan dolarının faizini, ingiliz sterlinin faizini ve vadeyi belirlersiniz.
işlemin vadesi geldiğinde anlaşılan faizler üzerinden partneriniz size amerikan dolarınızı geri öder sizde partnerinize olan ingiliz sterlini borcunuzu ödemek için o günkü parite üzerinden elinizdeki amerikan doları ile ingiliz sterlini alırsınız ve borcunuz ödersiniz. bu işlemi yaparak amerikan dolarının yükselmesinden uğrayabileceğiniz kaybı bertaraf etmiş olursunuz.“

İlla bilgi verecek değiliz, sorularımız da var:

Şöyle ki: Yukarıdaki örneğe göre yapılan swap anlaşmasında tarafların birbirlerine ödeyecekleri faiz farkı, USD’nin değer artışı ile ortaya çıkacak farktan büyük olursa, elinde USD olan gariban vatandaş zarar eder değil mi?

Bilenlerin yardımını beklerim.

Ekonomik Performans Göstergelerini inceleyelim


Ekonomik performans ile ilgili yaptığım bir okuma üzerine yaptığım araştırmalardan değerli okurlarım için aşağıdaki verileri derledim;

Bir ülke için, ekonomik performans denilince ilk akla gelen konular;

  1. Reel Gelirin Yıllık Büyüme Oranı
  2. Enflasyon oranı
  3. İşsizlik oranı
  4. Ödeme bilançosunun durumudur. *1

Bu kavramlardan bazılarını açıklayalım:

Ödemeler Bilançosu:

Ödemeler bilançosu ana ülkede yerleşik gerçek kişi, işletme veya kurumların yabancı ülkelerle yürüttükleri ekonomik işlemlerin sistematik olarak tutulan kayıtlarıdır. Başka bir ifadeyle bir ülkenin belirli bir dönemde dış alemden sağladığı gelirlerle, dış aleme yaptığı ödemelerin (kaçakçılık niteliğinde olmayan döviz gelirlerinin ve döviz harcamalarının) yer aldığı bir tablodur.

Uluslararası ekonomik işlemlerin içine mal ve hizmetlerle birlikte üretim faktörleri üzerindeki işlemler de girer. Buna göre, sınır ötesi mal ve hizmet ticareti veya üretimi, ülkeler arası kısa ve uzun süreli mali sermaye ve dolaysız sermaye yatırımları, uluslar arası işgücü hareketleri ile teknoloji transferleri de bu tanımın kapsamına girer.

Uluslararası işlemlerin sonucunda ülkeye ya da ülkeden dışarıya ödeme akımları gerçekleşir. Ancak bazı ekonomik işlemler ödemeler bilançosuna kaydedilmekle birlikte herhangi bir ödeme akımı doğurmazlar. Örnek olarak malın mal ile değişimine dayalı ticaret (takas veya kliring); yatırım malı, teknoloji yönetim bilgisi şeklindeki yabancı sermaye, bağış veya hibe şeklindeki karşılıksız transferler verilebilir.*2

İşsizlik Oranı:

Aktif nüfusun (15 – 65 yaş arası nüfus) işsiz olan ve iş arayan bölümünün toğplam aktif nüfusa oranı. *3
İşsizlik oranının yıllara göre dağılımı aşağıdaki tablodan incelenebilir (Kaynak: DIE)

İçerik Tarih Değer Birimi
İşsizlik Oranı Nisan 2007 9,8 %
İşsizlik Oranı Mayıs 2007 8,9 %
İşsizlik Oranı Haziran 2007 8,8 %
İşsizlik Oranı Temmuz 2007 8,8 %
İşsizlik Oranı Ağustos 2007 9,2 %
İşsizlik Oranı Eylül 2007 9,3 %
İşsizlik Oranı Ekim 2007 9,7 %
İşsizlik Oranı Kasım 2007 10,1 %
İşsizlik Oranı 2007 Yıllık 9,9 %
İşsizlik Oranı Aralık 2007 10,6 %
İşsizlik Oranı Ocak 2008 11,3 %
İşsizlik Oranı Şubat 2008 11,6 %

Reel Gelir:
Bir gelirin belirli bir dönemdeki satınalma gücüdür. Gelirin itibari(nominal) değerinin fiyat endeksine bölünmesi sonucu bulunur. Örneğin ayda 1000 YTL kazanıyorsunuz, itibari gelir 1000 YTL iken, reel geliriniz 1000 YTL’nin söz konusu dönemdeki satınalma gücüdür ki bu artabilir ve azalabilir.

Enflasyon Oranı:

Enflasyon oranı, fiyatlar genel düzeyinde belirli bir zaman diliminde meydana gelen
değişme oranıdır. Sözkonusu oran ülke genelindeki fiyat artışlarının ölçüsü olarak kullanılan
fiyat endekslerinden yararlanarak bulunmaktadır. Enflasyon oranı yahut fiyatlar genel
düzeyindeki değişim oranının ölçüsü olarak Tüketici Fiyatları Endeksi ve Üretici Fiyatları
Endeksi değişim oranları kullanılmaktadır. *4

Ülkemizle ilgili enflasyon verilerine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.yaklasim.com.tr/malibilgiler/pratikbilgiler/maddeler/038.htm

İKTİBASLAR

*1: İktisat Teorisi; Anadolu Üniversitesi yayınları

*2: Ekonomi Name Sitesi http://www.ekonomi.name/kavramlar/odemeler-bilancosu.html

*3: Mahfi Eğilmez Kişisel Web Sayfası http://www.mahfiegilmez.nom.tr/kose_sozluk.htm

*4: DIE

Ekonomik Performans Göstergelerini inceleyelim


Ekonomik performans ile ilgili yaptığım bir okuma üzerine yaptığım araştırmalardan değerli okurlarım için aşağıdaki verileri derledim;

Bir ülke için, ekonomik performans denilince ilk akla gelen konular;

  1. Reel Gelirin Yıllık Büyüme Oranı
  2. Enflasyon oranı
  3. İşsizlik oranı
  4. Ödeme bilançosunun durumudur. *1

Bu kavramlardan bazılarını açıklayalım:

Ödemeler Bilançosu:

Ödemeler bilançosu ana ülkede yerleşik gerçek kişi, işletme veya kurumların yabancı ülkelerle yürüttükleri ekonomik işlemlerin sistematik olarak tutulan kayıtlarıdır. Başka bir ifadeyle bir ülkenin belirli bir dönemde dış alemden sağladığı gelirlerle, dış aleme yaptığı ödemelerin (kaçakçılık niteliğinde olmayan döviz gelirlerinin ve döviz harcamalarının) yer aldığı bir tablodur.

Uluslararası ekonomik işlemlerin içine mal ve hizmetlerle birlikte üretim faktörleri üzerindeki işlemler de girer. Buna göre, sınır ötesi mal ve hizmet ticareti veya üretimi, ülkeler arası kısa ve uzun süreli mali sermaye ve dolaysız sermaye yatırımları, uluslar arası işgücü hareketleri ile teknoloji transferleri de bu tanımın kapsamına girer.

Uluslararası işlemlerin sonucunda ülkeye ya da ülkeden dışarıya ödeme akımları gerçekleşir. Ancak bazı ekonomik işlemler ödemeler bilançosuna kaydedilmekle birlikte herhangi bir ödeme akımı doğurmazlar. Örnek olarak malın mal ile değişimine dayalı ticaret (takas veya kliring); yatırım malı, teknoloji yönetim bilgisi şeklindeki yabancı sermaye, bağış veya hibe şeklindeki karşılıksız transferler verilebilir.*2

İşsizlik Oranı:

Aktif nüfusun (15 – 65 yaş arası nüfus) işsiz olan ve iş arayan bölümünün toğplam aktif nüfusa oranı. *3
İşsizlik oranının yıllara göre dağılımı aşağıdaki tablodan incelenebilir (Kaynak: DIE)

İçerik Tarih Değer Birimi
İşsizlik Oranı Nisan 2007 9,8 %
İşsizlik Oranı Mayıs 2007 8,9 %
İşsizlik Oranı Haziran 2007 8,8 %
İşsizlik Oranı Temmuz 2007 8,8 %
İşsizlik Oranı Ağustos 2007 9,2 %
İşsizlik Oranı Eylül 2007 9,3 %
İşsizlik Oranı Ekim 2007 9,7 %
İşsizlik Oranı Kasım 2007 10,1 %
İşsizlik Oranı 2007 Yıllık 9,9 %
İşsizlik Oranı Aralık 2007 10,6 %
İşsizlik Oranı Ocak 2008 11,3 %
İşsizlik Oranı Şubat 2008 11,6 %

Reel Gelir:
Bir gelirin belirli bir dönemdeki satınalma gücüdür. Gelirin itibari(nominal) değerinin fiyat endeksine bölünmesi sonucu bulunur. Örneğin ayda 1000 YTL kazanıyorsunuz, itibari gelir 1000 YTL iken, reel geliriniz 1000 YTL’nin söz konusu dönemdeki satınalma gücüdür ki bu artabilir ve azalabilir.

Enflasyon Oranı:

Enflasyon oranı, fiyatlar genel düzeyinde belirli bir zaman diliminde meydana gelen
değişme oranıdır. Sözkonusu oran ülke genelindeki fiyat artışlarının ölçüsü olarak kullanılan
fiyat endekslerinden yararlanarak bulunmaktadır. Enflasyon oranı yahut fiyatlar genel
düzeyindeki değişim oranının ölçüsü olarak Tüketici Fiyatları Endeksi ve Üretici Fiyatları
Endeksi değişim oranları kullanılmaktadır. *4

Ülkemizle ilgili enflasyon verilerine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.yaklasim.com.tr/malibilgiler/pratikbilgiler/maddeler/038.htm

İKTİBASLAR

*1: İktisat Teorisi; Anadolu Üniversitesi yayınları

*2: Ekonomi Name Sitesi http://www.ekonomi.name/kavramlar/odemeler-bilancosu.html

*3: Mahfi Eğilmez Kişisel Web Sayfası http://www.mahfiegilmez.nom.tr/kose_sozluk.htm

*4: DIE

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑