Tchebysheff (Çebişev) teorisi


Çebişev’in eşitsizliğini anlamak isteyenler için “el emeği göz nuru:)” aldığım not. 

Reklamlar

Ekonometriyi anlamak


Ekonometriyi anlayamıyorum, çok soyut ve zevksiz filan diyorsanız bir çözümümüz var. Jon Stewart’ın Understanding Econometrics adlı kitabını bulunca en az Enigma’yı çözmüş kadar sevindim. Nitekim bazen hayal alemine daldırtan ve insani olmaktan çıkan ekonometrik kavramları insani bir dille anlatmaktan söz ediyor ve sıfır ekonometri bilgisine sahip birine anlatırcasına anlatıyordu. Bu yönü ile bu kitabı kesinlikle öneriyorum.
Ön Kapak

Kitabı okurken, yine okuma notu kabilinden aşağıdaki notları aldım. Koyu punto ile gösterilen tanımlar kitaptan yaptığım alıntıların Türkçe halidir.
denklemini ele alalım C: Tüketim, D talep olsun.
Intercept: a değeridir
Slope: Beta değeridir.
Dependent value: C değeridir.
Explanatory variable: D değedir.
Marginal Propensity (Marjinal eğilim), Talebin tüketime eğilimidir.
Doğal olarak talep ile tüketim arasında yukarıdaki gibi bir denklem gerçekçi olmaz. Çünkü bu denklem doğrusal bir denklemdir ve iş o kadar kolay olsaydı talebe bakıp çat diye tüketimi tahmin ederdik. Eh bunun için denklemi biraz geliştirmemiz gerekiyor:
Disturbance (hata terimi): u ile gösterilen genellikle ne idüğü belirsiz değerdir.
En Küçük Kareler Yöntemi
Bir anakütlenin ya da zaman serisinin tamamının kendi içindeki ilişkisi şöyle olsun:
Anakütleyi bilmediğimiz ya da zaman serisinin bir parçasını aldığımız zamanki denklem yukarıdaki ile aynı değil ama ona yakın olan başka bir denklem olacaktır. Bu denklem de şöyle gösterilsin:
Şimdi bu iki denklem arasında olan fark ise  ile gösterilir ki formülü şu olur: 
İşte bu  değerine kalıntı ya da residual denilir.
Bu residual kavramını  denklemindeki  değeri ile karıştırmayın. U değeri yukarıda belirttiğimiz üzere disturbance (hata terimi) olup artık alfa ve betamızın açıklayamadığı, ya da belki tümden açıklanamayan dolayısıyla tesadüfi olması beklenen bir değerdir.
Şimdi  denklemimiz ile  denklemimiz arasındaki farklı en küçük hale getirmek yani   değerini en küçük hale getirmek istesek ne yaparız? (Niye istiyoruz çünkü örneklem modelimizin ana kütleyi büyük ölçüde yansıtmasını bekleriz) 
Kitapta anlatılan ve benimse detayına girmediğim matematiksel ıspatla en küçük kareler yöntemi ile örnekleme serpilme diyagramında öyle bir regresyon çizgisi çizeriz ki anakütle serpilme diyagramı olduğunda buna en yakın halde olsun [DOĞRULANMALI].

Gazali’ye göre tekamül


İhya-u Ulum-ud Din
Gazali’nin İhya-u Ulum-ud Din adlı eserinin 3 cildini okumaktayım.  3. cildin çoğunluğu faziletlerin kazanımı ve kötü tabiatin yok edilmesi üzerine olduğunu belirtmekte fayda var. İlkesel olarak Gazali’nin kültürümüzdeki “can çıkar huy çıkmaz” türünden yaklaşımlara tamamen karşıdır. İnsan karakterin değişimimin ve yeni özellikler kazanmanın çok zor olduğunu kabul etmekle birlikte, karakterin değişmezliği eğer gerçek olsa yazılan kitapların hatta dinlerin bir manasının olmayacağını ifade eder. Yani tüm bunlar karakterin değişebilirliğine alamettir.
Kitapta nakledilen eski bilgelerin faziletleri kazanmak için uyguladıkları ya da öğrendikleri bazı ilginç metotları paylaşmak istedim. Genel olarak tamamındaki ortak tema bir şeyin edililene değin bıkmadan usanmadan zıttının tekrarından ibaret.
  • Malına mülküne düşkün bir adamın tüm malını denize atması. (Gösteriş olur endişesi ile hayır işlerine dahi kullanmak istememiş)
  • Bir adamın ağır tabiatını değiştirmek ve sabretmeyi öğrenmek için özellikle kendisi hakkında kötü konuşsun diye bir adamı kiralaması. (Okur Notu: Günümüz anlamında adamın muhalefete ihtiyacı olduğu aşikar)
  • Gösterişi seven kibirli bir adamın bir süre dilenerek kibirini kırmaya çalışması.
  • Hint bilgelerinin tembelliği izale için sabaha kadar ayakta durması.
Acaba Gazali’nin önermeleri de günümüz için de, sigarara, dengesiz ve aşırı beslenme, öfke kontrolü vb. alışkanlıkların temininde kullanılabilir mi? Önermelerin sadece Gazali’de değil bir çok düşünürün temel yaklaşımı olduğunu biliyoruz. Neticede aklın yolu bir. Hatta Shakespeare’e atfedilen  bir söz “Fake it, before make it” diyor. Yani bir şeyi yapana kadar, onu yapıyormuş gibi yap.

Akademik not alma teknikleri


Nasıl not alınacağı üzerine notlar veya tavsiyeler biraz saçma gelebilir ancak ‘efektif not’ alıyorsanız yani bilgi işçisi olarak sürekli olarak kitap ve makale tepeleri ile meşgul iseniz profesyonel not almak hayati bir önem arz ediyor. Elbette not alma amacınıza göre yöntemler değişecektir. Örneğin iş toplantıları için not almakla akademik araştırma yaparken alacağınız notlar farklıdır. Bu konuda akademik araştırmalar sırasında verimsiz not alma yöntemleri araştırmacıyı veya öğrenciyi içeriğe yoğunlaşmak yerine ‘kırtasiyecilik’ ile uğraştırma potansiyeline sahiptir. İşte tam bunun için aşağıdaki linkte verilen tavsiyeler tam yerine oturuyor. Bu çalışmanın temel mantığı: Not almanın basit bir veri kaydetme işi değil, hangi verinin önemli olduğuna karar verme süreci olduğu bilincidir.
Yöntem ise roket bilimi değil, alıntılanacak içeriğin veya paraphase edilmiş halinin bibliyografik bilgilerle birlikte düzenli bir şekilde kaydedilmesine dayanıyor.
İyi okumalar iyi notlar

http://rwc.hunter.cuny.edu/reading-writing/on-line/notetaki.html

Ödeme modellerine göre inşaat sözleşme tipleri: Lump Sum, Global Price,Unit Price


Özellikle inşaat sözleşmeleri, çoğu kez uzun süreli, kompleks işler barındıran ve farklı çıkar dengeleri içeren “sistemler” olarak önemli hukuki özellikler sergileyen sözleşmelerdir. Bu noktada özellikle Uluslararası Finansmanla yapılan projelerde sıkça karşılaşılan, Lump Sum, Unit Price ve Global Price kavramları hakkında zaman zaman kavram kargaşası olmaktadır. Bu üç kavramın ana çerçevesi inşaat sözleşmesinin ödeme şekli olmaktadır. Her biri taraflara yani işveren ve müteahhide (elbette bazen de müşavir firmaya) farklı riskler yüklemektedir. Anılan özellikler pratikte de uygulanmakla birlikte zaman zaman Türkiye ve Yurt Dışındaki istisnai yargı kararlarından ötürü kavramsal özelliği dışına çıkabilmektedir. Şimdi kavramları açıklamaya geçelim:
Lump Sum Sözleşmeler:Bu sözleşmeler götürü bedeldir(işin parçalarına göre veya gün başına ödeme söz konusu değildir). Yani sözleşme işin tam bitmesine (anahtar teslimi) dönük tek fiyat üzerinden yapılmaktadır.
Götürü ücretin sabit oluşu, inşaatın fiilî maliyet masrafları ve yapılan işlerin miktarlarından bağımsız olmasından kaynaklanır (Kaplan, 2001; Baygın, 1999,Aktaran:Şekerci).
Müteahhidin yapımdan sonraki masrafları göz ardı edilir (Huse, 2002). Dolayısıyla eskalasyon ödenmez.
Müteahhit, ücret sabit olduğu için, işçi ücretlerindeki veya malzemelerdeki fiyat artışı gibi önemli riskleri de göz önüne almalıdır. Çünkü, müteahhidin yaptığı masrafların gerçek tutarı ile sözleşmede kendisine ödeneceği belirlenen sabit ücret arasındaki fark onun kâr veya zararını oluşturmaktadır (Huse, 2002,Aktaran:Şekerci).
Ancak istisnai yargı kararları da mevcuttur. Fakat ilke olarak istisnai haller dışında durum yukarıda zikredildiği üzeredir.


Global Price Sözleşmeler: Global price sözleşmeler Lump sum’ın özel bir türünü teşkil etmektedir. Bu ücret türü ile taraflar her türlü pahalılaşma veya fiyat artışına karşı çekincelerini ortaya koymakta, sözleşmenin kesin fiyat özelliğini bir anlamda ortadan kaldırmaktadırlar. Burada ücretin her türlü pahalılaşması durumunda, bu durum ister enflasyon ister malzeme fiyatlarıyla da işçi ücretlerindeki artış sebebiyle ortaya çıksın, tarafların sözleşme ile haklarını saklı tuttukları görülür ve sözleşme ile belirlenmiş olan ücret yeni duruma uydurulur. (Şekerci,2010)

Global Price’ınbu anlamda götürü(-sabit) ücretten farkı, global ücrette pahalılaşmadan doğan fiyat farkının ayrıca ödeniyor olması iken götürü ücrette bu fiyat farkının ödenmemesidir. Fakat, global ücrette fiyat artışından doğan fiyat farkı ödenecek kalemlerin ayrıntılı olarak belirlenmesi gerekir. Aksi halde, taraflar arasında ihtilaf doğabilir ve çözümü güç olabilir (Baygın, 1999; Ergin, 2003; Kaplan, 2001,Aktaran:Şekerci).

Unit Price Sözleşmeler: Taraflar, sabit-götürü ücret veya global ücret dışında bir başka ücret türü olan birim fiyatlı ücreti de sözleşmelerine taşıyabilirler. Bu ücret türü ile inşaatın bedeli önceden belirlenmiş birim fiyatlara göre tespit edilir. Bu şekilde belirlenmiş olan ücret de yine “götürü(sabit) ücret” in bir tarzıdır(Kaplan, 2001,Aktaran:Şekerci).
Öncelikle; birim fiyatlar tespit edilir. Birim fiyatlar, sözleşmeye göre müteahhidin üstleneceği inşaattaki birçok işkalemi için her yıl tespit ve ilan edilen rayiçler kullanılarak geliştirilmiş fiyat analizleri sonucu bulunur. Bu şekilde belirlenen birim fiyat cetvelleri, inşaat işlerinin poz numaraları ile birlikte bir liste halinde hazırlanır ve sözleşmenin eki olarak sözleşmeye dahil edilip taraflarca imzalanır. Böylece müteahhidin yaptığı inşaat kalemlerinin miktarları(yani metre, metrekare, ton, kg, adet ve parça cinsinden hesaplanan birim miktarları) sözleşme ile kararlaştırılmış birim fiyatlarla çarpılarak her kalem işi için müteahhide ödenecek ücret bulunur. Son olarak bulunan her bir iş kalemlerinin ücretleri toplanır ve böylece inşaatın tamamı için müteahhide ödenecek ücret elde edilmiş olur. (Kaplan, 2001, Aktaran:Şekerci). Müteahhit daha sonra birim fiyatlara itiraz edemez. Ancak yine istisnai yargı kararları mevcuttur.
KAYNAKLAR:
Huse, Joseph. A/ Hoyle, Jonathan Kay 1999. FIDIC Desing-Build, Turnkey and EPC 
Contracts,  International Construction Law Rewiew,s. 27-37 
.


Kaplan, İ. 2001. “İnşaat Sözleşmelerinde Yapı Sahibinin Ücret Ödeme Borcu ve Yerine 

Getirmemesinin Sonuçları”, İnşaat Sözleşmeleri(Yönetici-İşletmeci Mühendis ve 
Hukukçular İçin Ortak Seminer), s. 105-171. Ankara.


Şekerci,Sena. “Anahtar Teslimi İnşaat Sözleşmesi”, Yüksek Lisans Tezi,Başkent Üniversitesi Özel Hukuk ABD, 2010

Hatasız düşünme sanatı kitabından; Fransız sömürge valisinin sıçanla imtahanı


Dorbelli’nin “Art of think clearly”(Net düşünme sanatı) kitabını okuyorum. Bu kitabın Türkçe çevirisi de mevcut NTV yayınları tarafından hazırlanmış. Ancak kitabın Türkçe adı “Hatasız düşünme sanatı” olarak çevrilmiş. Evet belki de biz Türkçe düşünürken net düşünmek yerine hatasız düşünmeyi daha çok talep ederiz. Ya da bir pazarlama hamlesi…
Kitap insan oğlunun düşünürken meylettiği düşünme hatalarını sıralıyor. Bu hataları sırf kitap olsun diye uydurmamış elbette. Yazar kitap ortaya çıkmadan önce genel olarak yapılan düşünme hatalarını derlediğini zamanla bunları başka insanlarla da paylaştığını ve canlı bir varlık olarak kitabın geliştiğini ifade ediyor.
Gerçekten “Hakikaten böyle mi düşünüyormuşuz” dedirten yerler var. Bu yönü ile gayet iyi bir kitap…
Tadını kaçırmamak adına daha fazla anlatmayacağım. Ancak en çok hoşuma giden anekdotlardan birini paylaşmak isterim:
“Vietnam Fransız sömürgesi iken, Hanoi şehrinde sıçanların artması üzerine sömürge valisi bir karar alır. Sıçan yakalayıp getirenlere ücret ödenecektir.Vali bu yöntemle sıçanların azalacağını öngörür. Bir süre öyle de olur. Ancak uzun süre sonra sıçanların sayısı azalmak yerine artar. Sonra fark edilir ki bazı uyanıklar sıçan çiftliği kurup yetiştirmeye başlamış.”
Bu hikayeyi “Avukatınızla saatlik anlaşma yapmayın” başlığı altında anlatıyor. Yani insanların sizin düşündüğünüzü aynen yapacakları, canla başla çalışacaklarını düşünmek de bir düşünce hatası. Daha fazla örnek kitapta var.
Tabi akla zamanında Türkiye’de de uygulanmış olan “akrep toplama” hikayesi geliyor. Ancak kabul edelim o başarılı olmuş. Bu hususu da AGT şirketi CEO’su Mehmet Söylemez’in kitabından öğrenmiştim. O zamanlar Mardin’de yaşayan ve sonrada AGT Mardin bayii olan bir beyefendinin (adı aklıma gelmedi) ticaret hayatına, aldığı yemeğin sarılı olduğu gazete üzerindeki “akrep toplama” ihalesini duyup mahallesine giderek akrep toplayanlardan akrebi belirli bir ücrete satın alıp büyük miktarda akrep topladıktan sonra üstüne karını koyup ilgili idareye satışını anlatıyor. Başka bir deyimle Mardin’de akrep yetiştiren falan olmamış. Vietnamlılar işte:) Ama Kayseri ve Siirtli hemşehrilerimiz için durum nedir onu öğrenemedim:)
Başa dönelim:
Projelerinizde, planlarınızda “şöyle yapar, böyle sonuç alırız” şeklinde “Türk Tipi (pardon Fransız tipi)” yaklaşımlarla çalışanlarınızın ya da iş arkadaşlarınızın aynen düşündüğünüz gibi davranacaklarını umut etmeyin.
Çok mu basitçe, filozofik olmayan bir öneri oldu… Kitap dışında benim de örneklerim var: Bir zamanlar sınırsız olan telefon tarifelerini çıkaran firmalar toplumumuzun telefon aygıtını bebek odası walkie talkie’sine dönüştürebileceğini bilememişti mesela…
Yine ankesörlü telefonlar devrinde jetona ip bağlayıp da sınırsız konuşanları da ankesörlü telefonları jetonla çalıştırmayı akıl eden mühendis düşünememişti.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Sonu


Osmanlı Almanlarla ittifak’a mahkum muydu?


Sanılanın aksine, Talat ve Cemal Paşalar ve sonradan Mustafa Kemal Atatürk’e İzmir’de suikast tertiplemekten ötürü yargılanan ve idam edilen Cavit Bey, Osmanlı imparatorluğu Almanlarla ittifak yapmadan önce İngiltere, Rusya ve Fransa nezdinde İtilaf devletlerine yakınlaşma girişimleri geri çevrilmiştir. Özellikle İngilizler zaten Osmanlı’nın parçalanacağından emindirler ve parçalanan Osmanlı’dan çıkacak devletleri güdümlemek daha çok işlerine gelmektedir.

Bu noktada Osmanlı devletinin Almanlara mahkum olduğu düşünülebilir ancak tarafsız kalma seçeneği belki de daha faydalı olacaktı.
Öyleki: “Almanya’nın Osmanlı İmparatorluğu nezdindeki Büyükelçisi Baron von Wangenheim Osmanlılar için en iyi politikanın tarafsız kalmaları görüşündeydi. Wangenheim’in görüşüne göre, Osmanlıların Almanya ve Avusturya’nın yanında yer alması durumunda, Osmanlı İmparatorluğu kendisine en fazla mali krediyi sağlayan Fransa’nın desteğinden yoksun kalacak; öte yandan da, Osmanlının Üçlü İttifak cephesine katılmasına tepki olarak, Rusya, Doğu Anadolu’yu istila edebilecek ve buna karşı Üçlü ittifak hiç bir şey yapamayacaktı.”

Okuma Notları Neden Var?

Wangenheim
Cavit Bey