Konuşma Bitti


Rüyamda öldüğümü görüyordum;
Daha doğrusu öldüğüm söyleniyordu.
Öldüğümü farkettiğimden sonra bir ses;
Artık konuşman bitti, şimdi nefsin konuşmaya başlayacak.
Artık ben konuşacağım dedi.

Ölmüş olma dehşetine kapılmıyordum ancak nefsimin sesini duyuyor olmak tuhaftı.

Reklamlar

Dağseven Köyünde Portakal Ağaçları


Bizim Gürpınar’ın Dağseven (Şivreş) adlı köyüne
doğru yaya olarak yürümekteydim.
Karın 7-8 ay kalkmadığı bu topraklarda portakal ağaçları görüyordum.
Devasa bir nehirin karşı tarafında ise mağara içinden sular akıyordu nehire doğru
Elimde fotoğraf makinesi ile durmadan fotoğraf çekiyordum.
Sonra gökyüzünde bir füze gördüm ve köylüler bu füzenin
bizi öldüreceğini söylediler.
Ölümün en yakın olduğu anı tattığım sırada uyandım.

Atatürk ile Kokoreç yemek


Rüyalara zeval olmaz;
Rüya resmiyet de tanımıyor.
İstanbulda iken gördüğüm bir rüyada
bir ardiye içinde ben ve Atatürk karşılıklı kokoreç yiyorduk.
Sonra taksimde birbirimizi kaybediyorduk.
Rüyada Atatürk’ü bir dost gibi doğal ve samimi olarak tanıyordum.
Uyanınca ise kim olduğunu bir kez daha düşündüm.

Papanın Mezarına Girmek


Rüya Tarihi: 29.Ekim.2006
Görüldüğü Yer: İstanbul

Bilmediğim bir memlekette mezarlıklar arasında dolaşıyodum.
Her yeri tanıyordum ancak memleketin ne olduğu hafızamdakalmamıştı.
Önümde giden kel bir adam cep telefonu ile konuşuyordu, ben de onun konuştuklarına kulak misafiri oldum.
Papa IV. Henry’in mezarına gittiğini söyledi.(Tarihte böyle bir papa yok bunu araştırdım).
Adam telefonu kapatıca ben de ona Papa’nın mezarı burada mı diye sordum.
“Evet” dedi ve benimde onunla birlikte gelebileceğimi söyledi.
Mezarın başına gittik, müthiş bir mermer işçişiği ile gotik olduğunu zannettiğim bir tarzda beyaz renkli bir mezardı.
Adam mezarın ağzını kapak varmışçasına açtı ve beni çağırdı.Derin bir galeriye açılan kuyu gibiydi.
Bir mezarın böyle olmasına çok şaşırdım.
İçeri girdik.
Büyük bir ofis vardı ancak daha çok karargaha benziyordu.
Ofisin bir bölümünde hastaneleri andıran yataklar vardı. Birlikte gittiğim kel adam:
“Büyük insanların yok edilmesi gerektiğinde adamları ölmüş gibi kamuoyuna sunup, sağlam olarak bu yere getiriyoruz.Ebediyyen bu mezar-ofisten çıkamıyorlar” dedi.
Bunun amacının büyük adamlardan faydalanmak ve bir beyin takımı kurarak dünyayı yönetmek olduğunu bu işin de altında uluslarüstü gizli bir cemiyetin olduğunu düşünmüştüm rüyada.
Daha sonra yatakların olduğu bölüme doğru yürürüdüm.
Bazı normal suretli insanlarla beraber bedeni sağlam ancak kafatasının tamamı derisiz ancak gözleri yerinde insanlar gördüm. Bu heyula tiplerden biri gelerek konuşmaya başladı benimle. Dişleri çok dikkatimi çekmişti. Adam Papa 4. Henry olduğunu kamuoyunun onu ölü zannettiğini, bu mekandan sıkıldığını söyledi. O mezar-ofiste isteyenleri gönüllü olarak öldürdüklerini tüm taleplerine rağmen onu sağ bıraktıkları söyledi. Bozuk bir konuşma şekli vardı. Bunu da kafa derisi yüzülmüş olduğundan dudaklarının olmamasına, dolayısı ile kelimeleri düzgün telaffuz edememesine bağlıyordu.
Bu yer altı ofis-mezarı büyük ve yekpare bir camekan ile çok güzel bir şehir manzarasına bakıyordu.