Etkilenen Zihnimiz


Birini ikna ederken tüm bilimsel argümanları, mantıklı açıklamaları kullanmanıza rağmen bu kişiyi ikna edemediğiniz oldu mu? Üzerine bir de başka birinin gelip basit bir kaç argümanla hatta içeriğinde bilgi bile olmayan spesifik bir tavır ile o kişiyi ikna ettiğine şahit olduysanız muhtemelen iyice rahatsız olmuşsunuzdur. Aynısı ikna edilenin siz olduğu durumlarda da vaki olabilir. Biri gelir saatlerce makul şeyler anlatır, siz onu aşacak karşı argümanları geliştirir ve kararınızı değiştirmezsiniz. Başka biri gelir tek kelime ile sizi ikna eder… Bu durum zihnimizin karar verme ya da ikna olma mekanizmasının matematiksel ıspatlar basitliğinde çalışmamasından kaynaklanıyor. Bazı kişileri ses tonu ile sizi ikna edebiliyorken, bazen bulunduğunuz güzel bir atmosfer size “evet” dedirtebiliyor. Bizler verdiğimiz kararları daha sonra ona çeşitli gerekçeler bularak benimsediğimiz için “ne kadarda da doğru karar verdim” ya da “hayırlısı buymuş, gerçekten de hayırlı oldu” şeklindeki önermelerle yardımıyla beynimizi bir sonrki karar verme anına kadar -galiba- bekleme moduna, ya da dinlenme moduna alıyoruz. Kuşkusuz bunun tersi ise direkt olarak kararsızlık sıfatını hak ediyor. Ancak bazen kararsız birinin kararsızlığı sonucu beklemesi onu risklerden koruyabiliyor ancak bazen de fırsatları kaçırmasına neden olabilliyor. Kararlı biri ise tam tersine bazen özgüvenli bir şekilde verdiği kararına aşırı bağlanmasından ötürü kötü şeyler yaşayabilirken bazen de bunun meyvesini alabiliyor.

Aynı Fikirlerin Tekrarı Aynı Fikirleri Güçlendirir, Farklı Fikirlerin Tekrarı Aynı Fikirlere Değiştirmez Aynı Fikirleri Daha da Kuvvetlendirir

Peki insalar birbirini nasıl etkiliyor, ya da nasıl etkileyemiyor? İlginç deneylerden biri insanların karar verirken başkalarının fikirlerini nasıl ele aldıkları noktasında gerçekten şaşırtıcı sonuçlar ortaya koymuş: İki ayrı denekten borsa için sınırlı sayıda çeşitte şirket hissselerinden portföy yapmaları isteniyor. Kural şu: Her denek kendi hissesini seçtikten sonra deneklere diğer deneğin seçimleri de bildiriliyor. Bu aşamada seçilen hisselerden dönme şansı yok sadece ilgili şirkete yatırılacak para miktarını azaltıp arttırma hakkı var. Örneğin siz 3000 TL ile Şişecam için 1000 TL ve Otokar için 2000 TL seçtiniz, daha sonra size diğer deneğin de Şişecam için 2500 Otokar için 500 TL seçtiğini öğrendiğniz. Bu aşamada siz Şişecam’a daha fazla yatırım yapabilirsiniz ya da Otokar’a daha az yatırım yapabilirsiniz ancak tamamen sıfırlayamazsınız. Kişilerin başkalarının fikirlerini duyduklarında nasıl davranacaklarını anlamak için dizayn edilen bu deneyin sonucu sizce ne olabilir? İnsanlar her seferinde birbirini etkiliyor mu?

Deney sonuçları insanların yeni gelen fikirlerin (diğer deneğin seçimi ve fiyatı) daha önceki seçimleri (sizin diğer deneğin seçimlerini görmenizden önceki fikirler) uyumu halinde sizin kendi seçiminize daha fazla güvenerek miktarı arttırdığınızı gösteriyor. Ancak tersi durumda yani sizin seçiminizden sonra diğer deneğin sizden farklı bir seçim yaptığını ya da tamamen sizinkine zıt bir seçim yaptığını duyduğunuzda genellile kılınızı bile kıpırdatmıyorsunuz. Yani yeni bir fikir sizin önceki fikirlerinize saldırıyorsa (açıkça veya zımnen) sizin eski fikriniz bırakın değişmeyi daha da güçleniyor.

Bu durumun canlı örneği ise zamanında aşı yaptırma ile otizm arasında ilişki bulan Lancet dergisinde yayınlanan bir makalenin daha sonra yanlışlanmasına rağmen insanların buna inanmaya devam etmeleri ve devletin (ABD) tüm “bu yanlıştır” çabalarına rağmen çocuklarını aşılatmaması ile sonuçlanmış. Öyle ki bu dönemde aşı yaptırmayan ebeveynler yüzünden halk sağlığı ile ilgili önemli sorunlar yaşanmış.

Kimse Fikir Değiştirmiyorsa Değişim Nasıl Oluyor?

Çocuklarını aşılatmayan ebeveynlerin fikirlerini değiştirmeye çalışan psikologlar onca bilimsel veriyi insanlara göstermelerine rağmen kimseyi ikna edemediklerini görünce psikolojinin işleyişini düşünerek şu kararı alıyorlar: “Eski inançlara saldırmak veya onları yanlışlamak yerine yenisini üretelim”. Daha sonraki çalışmalarında şu fikri bir nevi propaganda haline getiriyorlar: “Çocuğunuz aşılatmazsanız çocuğunuz ölür”.Bu yeni inanç bir süre sonra yankı buluyor ve çocuklarını aşılatmaktan uzak duran ebeveynlerin sayısında azalma oluyor.

Beyinlerimiz bazen kontrolümüz dışında da çalışabiliyor yani. Dişlerinizi fırçalamadan önce bu yazıyı bir ara okuyun: The Power of Habits: Alışkanlıkların Gücü- Artık dişlerinizi her fırçaladığınızda bu yazı aklınıza gelecek

Ataların Dinleri

Kutsal kitapta (hangisi olduğunu söylemeyeyeyim araştırın ve bulun:) yeni gelen dine karşı insanların atalarının dinine devam etme statükosu bu durumu metaforize ediyor. Bu nedenle diğer dinler için “onların tanrılarını aşağılamayın” deniliyor. Kim bilir belki de bu tavsiyenin sebebi aynıdır. Ancak her halükarda insanlara “sen yanlış düşünüyorsun bu konuda bilim farklı söylüyor” mealindeki çıkışlar kişilerin dogmalarını daha fazla perçinlemekten öteye gitmiyor. Elbette bu deneyin sonuçlarını daha iyi ikna yöntemleri olarak değil konsensüs sağlamak için daha iyi yaklaşımlar olarak ele almak gerekir. Aksi takdirde insanlar atalarının dinlerine devam ediyorlar.

Aynı Şeyleri Yapmamak

Peki, başkalarını ikna etmek için bir yol daha öğrendiniz. İnancının tam tersini iddia etmek yerine yeni bir inanç icat etmek. Belki de iyi bir misyoner tekniği. Şimdi ise bundan daha değerli bir şey öğreneceğiz… Acaba birileri bize aynı tekniği uyguluyorsa ne yapacağız? Aklımıza hemen kendi karar veya inancımız üzerinde direnmek geliyor. Direnelim! Peki ya inandığımız doğru gerçekten öyle değilse? Ya da biri bizi ikna bile etmediği halde olgular, hatta kendimiz içimizdeki “öteki” bize başka bir şey iddia ediyorsa ne yapmalı.

İşte bunun için ise şu videoyu izleyin. Bu videoda içinizdeki “ötekinin” neden yaşaması gerektiğini öğreneceksiniz. Eğer içinizdeki o öteki ölmüşse, konfor zonunuzda iseniz elinizi havaya kaldırıp yaratandan yeni bir ad dileyin.

Bu güzel videoyu her zamanki gibi tam zamanında paylaşan değerli dostuma teşekkürler 🙂

Epiktetos: “Doğru ile yanlışı ayıran aklın kendisinin yanlış yola girdiğinde” ne olacağını soruyor. Evet düz çizgi çizmesi için tasarlanan cetvellerin kendisi eğri olduğunda çıkacak çizginin düz olması beklenemez. O çok güvendiğimiz akıllarımız böyle “ali cengiz” oyunları ile maniple edilebiliyor. Hatta bizzat ihtiraslarımız bile başkasına gerek bırakmadan zihinlerimizi yönetebililiyor.

Eğer zihin maniplasyon yöntemlerini merak ediyorsanız şu yazımı gözden geçirin: BUS-CIA’NIN KULLANDIĞI SOSYAL MEDYA MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

Bu blog yazısında geçen deneyler şu sıralar okumakta olduğum Influential Mind adlı kitaptan derlenmiştir. Kitabı şiddetle taviye ediyorum. Okuduğum her kitaptan bir şeyleri değerli okurlarımla da paylaşmayı seviyorum. Nedeni şurada: Okuma Notları Neden Var

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s