ATANın sözü


atalariflas

Herkesin tecrübelerinden bahsederek o güne kadar gördüklerini kutsaması ve bu tecrübelere uymanın hikmetlerini anlatarak bir mitologya yaratması kuşkusuz bunu yaratıp anlatanlar için de ona inananlar için de eğlenceli bir düzlem yaratmaktadır. Recai KÜLYUTMAZ, külyutmazlık meziyeti sayesinde o güne kadar atlattığı badireleri anlatarak kendinden yaşça küçük olan Safiye İNANIR’ı bunu yaparak başarı olacağına ikna eder. Oysa Recai Bey’in karşısında kendi formatında biri çıkmış olsa bizzat Recai Bey’den de şüphe etmeliydi.

Yaşanan bir tecrübe genellikle aşağıdaki formda önermeler yaratır:

– Her zaman ______ yap, böyle yaparsan hiç kaybetmezsin.
– ____ diyen adamlara asla güvenme onlardan hayır gelmez.
– _____ ile _____ i hallettiysen gerisi gelir.

Bu tecrübeler bir de daha sonra şartlı önermelere dönüşür:

– Eğer baştan _______ yapsaydın, _______ olmazdı.
– O biraz daha _______ olsaydı, _______ olacaktı.

Bu önermelerin tamamında X olgusu ile (şüpheci davranma) Y (kazanmak) arasında sebep sonucu zinciri kurulmaktadır. Bu önermeler atasözlerimize girmiştir:

“Sabreden derviş muradına ermiş”.
“Bakarsan bağ olur bakmazsan dağ olur”.

Peki bu sebep sonuç zincirleri her zaman geçerli midir? Sabrettiği halde ölüp giden onlarca derviş var olamaz mı? Ya da baktığı halde nükleer artıklar yüzünden bir türlü bağ kuramayan adam için ne demeli? O zaman bu atasözleri ve sevgili tecrübelerimizdeki önermelerin ‘patladığı’ zamanlar vardır. Ancak maalesef atasözleri ve tecrübelerdeki durumsallığı yani bu önermelerin her zaman geçerli olmayabileceğini belirten bir atasözü yoktur çünkü atalarımız büyük ihtimalle bu tür sözleri çocuklarını ikna etmek için kullanıyorlardı.

Neyse ki adını hatırlamadığım başka bir düşünür durumu şu şekilde özetlemiş ve ben bu söze bayılıyorum:

“Hayat insana inandığı her şeyin tersini gösterecek kadar uzundur”.

Şimdi bu sözü bir düşünür dedi diye hürmet ettiniz değil mi? O düşünür benim 🙂 Ama daha ata olamadım.

Buyrun ıspatlayayım. Dünyanın düz olduğu fikri bir zamanlar bırakın tecrübeyi ‘bilimsel’ idi. Bugün ise öyle olmadığı ıspatlandı. Uzay ile ilgili konulara hiç girmeyelim, şu anda insanlar uzayda neredeyse cirit atıyor. Atomun parçalanması, elektrik, internet, yapay zeka ve bir çok şey eski ‘inançlara’ meydan okuyor.

Bu durumlar tecrübeleri çöpe atmamızı gerektirmiyor. Daha ziyade onları kutsamak yerine lazım olduğunda düşünme deneyleri yapabileceğimiz mütevazı sesler olarak görmek galiba en iyisi olacaktır. Zaten bunlar ata sözleridir, ata düşünceleri değil. Atalarımızdan düşünenlerin ise sözleri değil kitapları vardır.

Suat ATAN:)

Reklamlar

Kaba İnşaat Taşeron Sözleşmelerinde Ödeme İhtilaflarını Önlemek için sözleşmeye konabilecek kontrol listesi


indir

Kaba inşaat sözleşmeleri yapılırken en çok karşılaşılan problemlerden biri sözleşme aşamasında unutulan veya ihmal edilen ve genellikle işveren tarafından temin edilip işverenin genel giderine mi yoksa taşerona mı mahsup edileceği belli olmayan giderlerdir. Bu giderler çok sık olduğundan ve genellikle iş sonunda hesaplaşma olduğundan ihtilaflar ortaya çıkmaktadır. Bu amaçla şimdiye değin karşılaştığım ihtilaf kalemlerini listeledim. Bu kalemler ilgili sözleşme yapılırken konuşarak kesinleştirmek ve daha sonra malzeme alımlarında muhasebe departmanlarının alınan malzemeleri kime yansıtılacağını ortaya çıkarmak bakımından önemlidir.

Bu malzemeler ucuz gibi gözükse de çok ciddi miktarlarda fiyatlara mal olabilmektedir bu nedenle bu tür kalemlerle ilgili olarak sözleşme yapmak ve eğer taşeronlardan mahsup edilecek kalemler varsa fiyatlarını düzenli olarak izlemek ve taşerona onaylatmak önemlidir.

İmalat sırasında ihtiyaç duyulacak malzeme Taşeron İşveren İhtiyaç Yok
Sadece bir seçeneği işaretleyiniz.
Tel
Çivi
Taylot
Pas payı
Baret
İkaz yeleği
Ayakkabı
Seyyar Kablo
Seyyar WC
Vibratör
Jeneratör
Sabah kahvaltısı
Öğle yemeği
Akşam yemeği
Barınak
Barınak malzemeleri
Kereste
Yalıtım malzemesi
Mıcır Serimi
Saha betonunda helikopter cihazı
Şantiye dışı ulaşım

Ankraj deliklerinin sabitlenmesi için gerekebilecek her türlü kullan-at strafor

Sayı = Hayat mı?


Oğlum, sıfır derecedeki hava sıcaklığının iki katı sıcaklık kaç derecedir diye sordunda 0x2=0 demiştim. O da güldü. Nitekim sıcaklığın iki katı yine sıfır olamazdı. Yani düşünün 20 derece için aynı hesabı yapsak 40 derece yapacak sıfırın suçu ne? Peki nasıl hesaplarız dediğimde oğlum şöyle dedi: Sıfır dereceyi fahrenhayta çevir sonra da 2 ile çarpım celcius’a yeniden çevir dedi. Yani 0 derece = 32 F, 32*2=64 F, 64 F=17.78 derece eder.

Bu hesaplama, bilim ve bilgelik arasındaki bazı çatlaklardan birini hatırlamamı sağladı. Nicel (sayılara dayalı) yollarla yapacağımız ölçümler, hesaplamalar bazen matematiğin ya da temsili sayıların sınırları ile çarpışır. Bu sıcaklık hesaplama meselesi de bu durumlardan biridir. Nitel olanın, yani sayılardan ari veya kısmen ari olan, biraz daha mukayese, muhakemeye dayalı düşünme şekli kesinlikle bir kenara atılmamalıdır.

Bunu düşünürken, iş yerlerinde performansı sayılarla ölçmeye çalışan ya da ülkelerdeki memnuniyeti sayısal olarak ölçmeye çalış araştırmacılar geldi. Kuşkusuz bu çalışmalar önemli fikirler sağlar ancak benim sıkça düştüğüm sayı = hayat denklemine düşmemek gerekir.

Bir ülkede gayrı safi milli hasılat arttıkça mutluluk oranı da yükselir ama genellikle. İstisnası da vardır. GSMH’sı düşük olduğu halde eşdeğerlerine göre mutlu ülkeler de mevcuttur (Adını hatırlayamadım ama bir Güney Amerika ülkesiydi, kıtanın etkisi yadsınmaz:)

 

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑