The Power of Habits: Alışkanlıkların Gücü- Artık dişlerinizi her fırçaladığınızda bu yazı aklınıza gelecek


 poh

Talihsiz bir hastalık nedeniyle hafızası sadece on beş dakika içinde olup bitiveren olayları hatırlayan Eugene’ nin hikayesi ile başlayan -keyifle okuduğum ve şimdilik 1. favorim olan- bu kitap iyi ya da kötü tüm alışkanlıklarımızın nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Alışkanlıkların Eugene’nin hafızasının bu kötü durumunda bile kendisine nasıl yardım ettiği ilginç detaylarla birlikte anlaşılmış.

Alışkanlık aslında kökleri çok derinlere giden bir özellik. Beyin bir dizi aynı eylemi yapıp da sonucunda kendisine haz veren küçük veya büyük bir ödül aldığında bu eylemi tabiri caizse bir makro dönüştürüyor. Öyle ki piyano çalmak veya dil öğrenmek gibi karmaşık edilen bile alışkanlığı dönüştükçe karmaşık olmaktan çıkıp otomatik hale geliyor. Bu farelerin beyninde bile böyle. Deneyler gösteriyor. Beyin güçlü bir aygıt. Enerjisini verimli kullanmaya kendiliğinden ayarlı.

Şöyle düşünün, düzenli olarak dişlerinizi fırçalıyorsunuz. Her akşam sizi dişlerinizi fırçalamaya yollayan şey nedir?  Çok basit gibi görünse de aslında diş fırçalama alışkanlığının otomatize edilmesi için beyinde standart hale gelen sürecin ortaya çıkması o kadar da basit değil. Öyle ki, kitapta anlatılan Pepsodent adlı diş macunun popülerleşmesi ve bu markanın “diş fırçalama” alışkanlığı adlı alışkanlığı “icat” etmesi hikayesi, beynin alışkanlık geliştirirken izlediği yolu ortaya koyuyor.

Kitabı okurken aldığım notlarla, çıkardığım sonuçlar ve yorumlar aşağıdaki gibi:

Fare Deneyi

Beyin bir alışkanlığı “alışkanlık döngüsü” (habit loop) adlı bir süreçle sistemine işliyor.  Aşağıdaki resimdeki süreç farelerdeki deneye göre oluşturulmuş. İnsan versiyonunu daha sonra açıklayacağım:

hr

Fare bir klik sesi duyduktan sonra kapı açılıyor daha sonra fare çikolatanın kokusunu alarak labirette koşup çikolatayı buluyor. Bu bir kaç denendikten sonra fare labirette izlediği yola alışıyor bu süre zarfında farenin zihinsel aktiviteleri izleniyor. Fare ilk denemelerde kokuyu takip etmek ve çikolataya ulaşmak için epey zihinsel enerji harcıyor. Sonraki denemelerde sesi duyduktan sonra çikolataya ulaşan yolu izlemek alışkanlık haline geldikten sonra zihinsel aktivite azalıyor çünkü bu davranış otomatik hale gelmiştir. Çikolatanın yeri değiştirildikten sonra fare afallasa da çikolatanın yeni yerine alışması zaman almıyor.

Aynı sürecin insan zihni için de geçerli olduğu bazı alışkanlıklara sahip insanların zihinde yapılan deneylerde de görülüyor.  Bu durumun sonunda uzmanlar şu kanaate varıyor. Bir alışkanlık başlangıcında “cue” ipucu olan, daha sonra alışılan fiilin kendisi olan sonda ise soyut veya somut bir sonucun alındığı bir süreçtir. Bunun sigara versiyonunu düşünün. Sigara paketi veya stres ya da arkadaş daveti “cue”, sigara içmek rutin, ve son olarak sigaradan keyif alma veya sosyalleşmiş olma psikolojisi (sigara içilen yerlerde olulan) “reward” olmaktadır.  Peki sigara dışındaki alışkanlıklarda reward nedir? Örneğin kitap okuma alışkanlıklarına sahip birinin okuma seansı sonucundaki ödülü nedir? Bu soyut da olabilir: okumanın bizzat kendisinden haz duyma veya belirli bir sınıfa aidiyet hissi olabilir. Böyle bir ödül olmadığı takdirde alışkanlık oluşmayacaktır.

Pepsodent: Diş fırçalama nasıl ‘ayine’ dönüştürülür

Böyle bir “zaafımız” mevcutsa bu zaafı birilerinin ticarileştirmemiş olmaması hiç mümkün müdür?

image

Zamanında alışkanlıkların bu gücünü keşfeden yatırımcılardan biri, o zamanlar tatsız tuzsuz ve sıkıcı olan diş temizliğini bir ritüele dönüştürmeye karar veriyor. Diş fırçalamanın reward’ı olarak süper ferah bir aromayı, tetikleyicisi olarak ise uyuma hazırlığını seçiyor. Kampanya tutuyor ve Pepsodent isimli diş macunu korkunç bir başarı yakalıyor.

Kilit taşı alışkanlığı (Keystone habit) her şeyi değiştirir

Alcoa alüminyum adlı Amerikan şirketi bir zamanlar korkunç iş kazaları ile meşhurmuş. Şirketteki kazalar o kadar rutin hale gelmiş ki insanlar bu kazaları doğal kabul etmeye başlamışlar. Alın size “alışkanlık”… Daha sonra O’Reilly adında bir adam şirket yönetimine geliyor. Daha ilk toplantısında iş güvenliğinden filan dem vurduğunda, firma yatırımcıları şok oluyorlar Bir çok yatırımcı hisselerini bu deli adam yüzünden geri çekiyor. Ancak firma bir kaç yıl içerisinde değerini ikiye katlıyor. Bunun üzerine O’Reilly üzerine Harvard da dahil olmak üzere bir çok kuruluş araştırma yapıyor. Sonuç şu: Keystone Habit. Bir organizasyonda bazı kilit alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklar değiştirildiğinde  geri kalan alışkanlıklar da değişir. Alcoa Alüminyum’da iş güvenliği düzeldiğinde gerek çalışanların gerekse dış çevrede oluşan güven duygusu şirketi başarılı kılmış

Küçük başarıları ödüllendirmek

Gerek organizasyonlarda gerekse kişisel olarak “küçük başarıların” ödüllendirilmesi yapılan çalışmalara motivasyonu arttırıyor. Aynı zamanda ödüllendirilen alışkanlığı güçlendiriyor. Bu durum yukarıda anlatılan “habit loop” ile uyumlu bir durum. Bu hususu okuduğumda, milletçe sahip olduğumuz müşkülpesentlik aklıma geldi. Yıllar yıllar önce, J2ME ile şimdiki telefonlara göre ilkel sayılan Symbian işletim sistemli Nokia telefonuma ilk mobil uygulamamı yazıp “adını vermeyeyim” hocalarımdan birine gösterdiğimde; “ulan bu ne git dersine çalış” demişti:) Konuyu mu anlamadı yoksa müşkülpesentlikten mi bilmiyorum.

Çocuk gelişiminde de küçük başarıları ödüllendirmenin faydalı olduğunu kendi deneyimlerime göre biliyorum..!

Özetle: En iyiyi değil, biraz daha iyiyi iste. Böylelikle en iyiye ulaşırsın.

Obezler-yemek günlüğü 

Obezlerin yeme alışkanlığı üzerine yapılan bir araştırmada obezlere her gün ne yediklerinin kaydını tutmaları isteniyor. Bu araştırmanın amacı tutulan “yeme günlüklerine” bakarak obezlerin yeme alışkanlıklarını ortaya koymak. Bu deney boyunca bazı obezlerin ciddi kilo vermeye başladığı görülüyor. Bunun nedeni araştırıldığında kilo veren obezlerin yemek günlükleri sayesinde aslında farkında olmadıkları bir takım kötü yemek alışkanlıklarını fark ettikleri ve bunu terk etmeye karar verdikleri anlaşılıyor. Bu deney, bazı alışkanlıkları uyurgezer gibi yapıp farkına bile varmadığımızı gösteriyor. Daha önemli bir tali sonucu ise: Bir şeylerin kişisel olarak kütüğünü tutmanın onu kontrol etmemizi sağladığını söylüyor. Bunu bir yerde daha okumuştum: Kaydetmediğin şeyi yönetemezsin. Buna yeni versiyon buldum: Kaydetmediğin şeyi kaybedersin.

Kurabiye deneyi-talimat mı açıklama mı?

İnsanları ‘adam’ yerine koymak her zaman daha iyi sonuçlar verir. Yine bir deneyde denekler iki gruba bölüp odalara almışlar. Her iki odada mis gibi kurabiye kokusu var. Deneklerden birinci gruba emir kipi ile ve gayet sertçe bu “kurabiyelere dokunmayacaksınız, deney bu, mecbursunuz” denmiş. İkinci gruba ise, deney gayet nazikçe anlatılmış üzerine bu deney hakkında süjelerin görüşleri istenmiş. Son olarak kurabiyelere dokunmamalarının gerektiği anlatılmış. Saatler sonra, “adam yerine konmayan” ilk grupta açıkça daha zayıf irade görülmüş ve deneklerin çoğu dayanamayıp kurabiyeleri yemiş. Diğer grupta ise neredeyse kimse kurabiyeleri yememiş.

Sonuç: İnsanlara makul muamele herkes için daha iyi sonuçlar verir.

Soru: Sizin de aklınıza askerlikteki “acemi birliği” ya da bazı iş yerlerindeki “cadılar (bay veya bayan:)” geldi mi? 🙂 Neden sonuç almadıklarını ve alamayacaklarını anlıyor musunuz?

Dipnot: Fazla demokrasi bazı kültürlerde aksi tesir yapabilir:)

İrade bir kastır ve gelişir

Kitapta güzel bir benzetme yapılmış. İrade olgusunun da bir “kas” olduğu ve geliştirilebildiği ifade edilmiş. Tabii ki yöntem yine “habit loop” mantığını bilerek geliştirilmesi gereken alışkanlıkları geliştirmekten geçiyor.

Çocuklar masmallow deneyi

İrade insanın başına gelenlerin bir çoğu için belirleyici olabilir. Sabırlı bilim adamlarından biri, bir grup çocuğu bir odada tutarak şöyle söylüyor: bu elinizdeki kutuda marshmallowlar var (bizim Eti puf yani). İsteyen hemen yiyebilir, isteyen bir saat bekler ve yemez. Eğer yemez ve beklerseniz bir saat sonra iki mashmallow yeme hakkı elde edersiniz.

Deneyde

mashmallow’u hemen yiyen çocuklarla, bir saat bekleyebilen çocukların kayıtları tutulmuş. Takriben 25 yıl sonra bu çocuklara tekrar ulaşılarak gelir durumları ve pozisyonları hakkında bilgi toplanmış. Sonuç çarpıcı: Çocukken 1 saat daha sabırlı olan ve yemeden bekleyebilen kişiler açıkça daha fazla gelire sahipler. Beklemeyi bilmeyen yaramazların ekonomik ve sosyal durumu ise daha düşükmüş.

Sonuç: Çocuklarınıza beklemeyi öğrentin ve irade kaslarını geliştirin.

Hamile Kadınlara Sandwiching Stratejisi

Target adlı bir şirkette çalışan Pole adlı bir araştırmacı geçmiş satış verilerini inceleyerek çeşitli marketlerden alışveriş yapan kadınların hamile olup olmaydığını anlayabilen bir algoritma geliştirmiş. Bu algoritma kadınların yanlızca hamile olup olmadıklarını değil doğum tarihlerini bile hesaplayabilecek düzeyde (belirli bir hata payıyla birlikte) güçlü bir algoritmaymış. Target firması bu algoritmayı ticari hale getirmek için marketlere hangi müşterilerinin hamile olduğu bilgisini (sadece aynı müşterilerin satış verisine bakarak) satmaya başlamış. Marketler hamile olduğu algoritma tarafından hesaplanan kadınlara kuponlar göndermeye başladıklarında bir çok kadın marketlerin bu bilgiyi nereden alabildiğini düşünerek rahatsız olmuş.  Hatta başka bazı ilginç durumlarla da karşılaşılmış.

Marketin algoritmanın sonuçlarına göre hamile olduğunu belirlediği müşterilerden biri firmaya gelerek “ortalığı ayağı kaldırmış”.   Nitekim bekar olan kızına da hamilelik kuponu ulaşmış. Kızının hamile olmadığını  düşünen babayı firma yetkilileri özür dileyerek geri göndermişler. Bir süre sonra bu baba firmaya geri gelerek özür dilemiş. Kızı gerçekten hamileymiş…  Algoritma gerçekten çok ciddi doğrulukta sonuçlar veren bir algoritma olduğu bu olaydan sonra daha net bir biçimde anlaşılmış.

Makinelerin, insanları, insanların alışkanlıklarını hatta mahrem bilgilerini keşfedecek teknoloji artık sadece filmlerde görülmüyor. Ancak makinelerin keşfettiği bu sonuçlar hemen “köşeyi döndürmeyebilir”. Kitapta firmanın  algoritma tarafından hamile olduğu anlaşılan her kadına uluorta hamile bayan ürünleri kuponu göndermek yerine “sandwiçleme” adını verdiği bir strateji kullandığı anlatılıyor.  Hamile olduğu anlaşılan bayanlara gönderilen broşürlerde hamilelelikle ilgili ürünler dışındaki ürünler de yer yer yerleştirilmiş. Bu sayede hedef anne adaylarının rahatsızlıkları da engellenmeye çalışılmış. Sonuç olarak müşterilerin tepkileri azalmış.

Sandwiçleme stratejisi sadece marketler tarafından kullanılmıyor.

Amerikan Ordusu  II. Dünya savaşı sırasında et stokları azaldığında aynı stratejiyi uygulamıştır. İç pazarda et yerine Amerikad’a çok yaygın olmayan sakatat tüketimini arttırmak için, sakatatı geleneksel Amerikan damak tadına uygun hale getirmeye karar verilmiş ve kampanya  başarılı olmuştur. Öyle ki yıllar içerisinde sakatat tüketimi 2 katına çıkarılmıştır.

İşin sırrı, yeni bir alışkanlığı eski alışkanlıklar tostunun arasına koymakla başlıyor. İki dilim alışık olduğunuz şeyin arasına bir dilim alışık olmadığınız şey. Alışık olmadığınız şey zamanla alışkanlığa dönüşüyor.

Radyoların bile Sandwiçleme stratejisi kullandığını biliyor muydunuz?

Hit radyoları, hit olmaya  aday yeni bir parça çıktığında bu şarkıyı tüm gün boyunca alışılan şarkılar yerine yayınlamazlar. Bunun yerine alışılan ve kendini ıspatlamış şarkıların arasına serpiştirerek yayınlarlar.  Tuhaf olan şey, aynı algoritmalar hangi şarkının hit olacağını da hesaplayabiliyor ve neredeyse yanılmıyor. Zamanında Hey Ya! Adında bir hit şarkının algoritmalar tarafından hit olamayacağı anlaşılıyor. Buna rağmen radyolardan bazıları bu şarkıyı sandwiçleme metoduyla yayınlamaya devam ediyorlar. Sonunda bu şarkı da hit hale geliyor.

Yani, bu şarkı favorim değil, bunun tadını beğenmedim filan demeyin. Bilgisayarlarla işletmeciler bir oldumu: ALIŞTIRLAR:)

Gerçekten de öyle değil mi? Meyveli yoğurtlar kola, buzlu çay, cipsler hayatımıza girmeden önce neredeydiler?  Farkettiğim kadarı ile kola iftar sofraları ve yağlı ve lezzetli Türk mutfağı ile “sandwiçlendi”.  Buzlu Çay, zaten baştan sandwiçlenmişti çünkü milletçe çayı seviyoruz. Puding ilk çıktığı günlerde normal tüketimden ziyade pasta sosu gibi sunuluyordu. Çocukken en çok bu özelliği ile bilirdim.

Özetle, makineler bizi bizden iyi tanıyabilir. İşletmeciler de bunu çaktırmadan paraya dönüştürürler.

Uyurgezerlerin beynindeki sır

Uyurgezerler üzerine yapılan araştırmalar, uyurgezerlikle günlük alışkanlıklar arasında ciddi benzerlikleri ortaya koymuş. Kabaca, bir uyurgezerin beyni kalkıp yürüdüğü anda yürüme ve sonradan yapacağı diğer işlerin tamamını işleyecek bölgeleri çalıştırmakta ancak – tabiri caizse- kontrol bölgesini ise tıpkı uykudaki gibi kilitli bırakmaktadır. Bu durum alışkanlıklara çok benzemektedir. Üstte fare deneyinde anlatıldığı gibi, beyin alışkanlıklarda süreci otomatize olarak işletmektedir.  Uyurgezerlerlikte kayıtlara geçmiş ekstrem vakalar ise bu noktada şaşırtıcı örnekler sunar: Uykuda iken kalkıp ağaç kesen, odun kıran, duş alan, şehir turu atıp dönen hatta cinayet işleyenler mevcuttur. Hatta Amerika’da yaşanmış bir olayda, katil uyku sırasında eşini katletmiş ancak daha sonra da bunu uyku sırasında yaptığını iddia etmiştir. Adam uzun süre psikolog ve nörologlarca incelenmiş, ayrıca eşiyle sorunları olmadığı da ıspatlanmıştır. Bu kişi daha sonra beraat etmiştir. Uyurgezerler bunca tuhaf işi yapıp uyandıklarında hatırlamazken nasıl kendilerini tehlikeye atmıyorlar? Çalışmalar beynin en ilkel mekanizması olan tehlikeden kaçınmanın uyku sırasında bile aktif olduğunu söylüyor….

Kötü alışkanlıklar nasıl değiştirilir?

Kitabın sonuna konan appendix kötü bir alışkanlığı nasıl değiştirebileceğimizi anlatıyor. Bu appendiks özetle bir alışkanlığı önce masaya yatırmamızı, sonra habit loop üzerinden şematize etmemizi öneriyor. Daha sonra bu alışkanlığın CUE’sinin ne zaman gerçekleştiğinizi kayıdederek takip etmemizi, ACTION’un gerçekte ne olduğunu (örneğin sigara içmenin kendisi mi yoksa Sigara odasına yönelmek mi) kaydederek izlememizi öneriyor. Son olarak REWARD’ın ne olduğunu teşhis etmemizi öneriyor. Öyle ki  sigara alışkanlığı için REWARD nikotin hazzı olabileceği gibi sosyallaşme de olabilir… Daha sonra da kötü olan ACTION yerine başka bir şey koyup süreci kayıtlı şekilde izlememizi öneriyor. Bu yöntem başarılı görünüyor.

Sonuç:

Kitap, kişiler ve organizasyonların alışkanlıklarının kaderlerini belirlediğini ortaya koyarken alışkanlık üzerine çok keyifli ve derinlemesine analizler sunuyor. Bu kitabı okumak kendinizi keşfetmenin başka bir yolu olacaktır. Daha da önemlisi “iyi bir kitap” nasıl yazılır dersini bu kitapta bulmak mümkün. Her şey bilimsel ama her şey keyifli. Her satırını keyifle okudum ve şiddetle öneririm. Türkçesi maalesef yok.

Kitabın tek eksiği sadece “kötü alışkanlıkları değiştirmek için appendix” sunması. İyi alışkanlıklar (örneğin her sabah koşmak) dizaynı da anlatılmış ise de “modus operandi” yok. Bunun için ise kendi kullandığım bir uygulama var. Fabulous. Deneyebilirsiniz.

Buraya kadar gelidiyseniz aşağıya yorum yaparsanız çok sevineceğimi bilmenizi isterim

Dikkat:Bu içerik özgündür. Yani bu blog yazarı tarafından belirli bir emek harcanarak, hiç bir yerden kopyala-yapıştır yapılmadan hazırlanmıştır. Sadece bilgi paylaşımı içindir. Bu nedenle siz değerli okurlarından istirhamım, kaynak gösterilmeden alıntı yapılmamasıdır. Kaynak gösterilmeden alıntı yaptığınızı tespit, profesyoneller açısından çok kolaydır. Böyle bir durumda istemediğimiz müeyyideleri tatbik yoluna başvurabiliriz. Bu bloga link vermek suretiyle rahatlıkla kullanabilirsiniz. Teşekkürler.

Reklamlar

2 Comments

  1. […] Araştırmalar insan zihninin herhangi bir davranışı yapmaya devan ettikçe zihnin o davranışın bir sonraki tekrarını daha kolay yaptığını ortaya koymuş. Şikayet etmek de buna dahil. Yani durmadan bir şeylere söyleniyorsanız, bir sonraki söylenmeniz daha kolay hale gelir. Beynimizdeki nöronlar tekrarları sever ve tekrar edilen her şeyin yapılması daha hızlı hale gelir. Bunun alışkanlıkara etkisini şu yazımdan okuyabilirsiniz. […]

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s