Cömertlik

Reklamlar

Dijital Cahiliye Devri


(Ekranlara tapan bir kavmin helaki için suların yükselmesine gerek yoktur.)

Dedelerimiz bizim gibi değildi. Ne durmadan öten kısa mesajlar, whatsapp iletileri, facebook güncellemeleri, twitler ya da iki de bir olur olmaz yerde çalan telefonlar, ne yağmur gibi yağan epostalar vardı. Hayatları şarz cihazlarına bağlanmış değildi. Ceketlerini alıp dışarıya çıktıklarında kimse ne arar ne sorardı onları.Daha da güzeli evden unutma ihtimalleri olan cep telefonları, tabletler, bir de bunların şarz cihazları, kılıfları, kalemleri yoktu. Belki cüzdan bile yoktu. Lazımsa sadece para vardı ceplerde.

Geçmişe güzelleme mi yapıyorum: Evet. Nitekim teknoloji çağı diye adınız koyduğumuz bir cahiliye devri ile karşı karşıyayız; Dijital cahiliye devri.

Google’dan her aklımıza eseni sorgulayıp, ilk denk gelen saçma sapan dahi olsa siteye bakarak “ahkam” kesebildiğimiz için alim olduğumuzu zannettik… Oysa Google olmadığında kör cahildik belki de, bir elin parmağı kadar kitap okumuşluğumuz yok.

Arkadaşlarımızdan gördüğümüz, muhtemelen entelektüel yahut hümanistçe bir tavır olduğunu tahmin ettiğimiz bir iletiyi paylaşarak duyarlı olduğumuzu zannettik… Ancak acelemiz olduğunda ambulansa yol vermeyiz.

Haber sitelerinin ya da kanallarının bizden istediği tepkileri vererek “sorumlu vatandaş” olduğumuzu sandık. Oysa sadece sürüye uymanın hazzını yaşamaktaydık.

Her gün ama her gün ibadet gibi girdiğimiz haber sitelerinden daha fazla manşet okuyarak, “olan bitenden haberdar” olduğumuzu düşündük. Öyle ya zaten dünya bu sitelerden ibaretti. Alternatif, hatta düşüncelerimize aykırı sitelere şöyle göz ucu ile dahi bakmadık.

Oysa, dünyada bildiklerimiz ve bu kafayla bileceklerimizden farklı şeyler de var. Her gün yaptıklarımızdan başka şeyler de yapılmakta.

Bir deneyin… Merak ettiğiniz konuları listeleyin. Osmanlılar mı? Ortaçağ mı? Dinler tarihi mi? Ya da teknoloji mi Sonra da kitapçılara ya da kütüphanelere gidin. Karıştırın. Beğenmezseniz intenetteki kitapçılardan arayın. Oynadığınız saçma sapan bilgisayar veya mobil oyunlara medhiyeler(neymiş efendim dikkati geliştiriyormuş vs.) dizmeyi bırakın ve level atlama mantığı içinde elinizdeki kitaptan günde X sayfa okuyacak şekilde Y gün içinde bitirmeyi deneyin. Notlar alın. Öğrendiklerinizi paylaşın.

Haber siteleri yerine, ayrıntılı analizleri Google’den arayın. Sözgelimi terörizmi mi merak ediyorsanız, bizahiti terörizm emellerine hizmet eden videoları izleyip dehşete kapılmak yerine ilgili terör örgütünün tarihini, çıkış sebeplerini araştırın.

Sosyal medyada, saçma sapan memleket kurtarma işleri yerine, kaliteli yayınların (BBC,Aljazeera,TIME vs). sayfalarını beğenerek sosyal medyayı açtığınızda adam akıllı haberlerini görüp, iki saçma facebook paylaşımı arasında bir mantıklı paylaşım görün. (İngilizceniz yoksa problem yok, bir çok iyi sitenin Türkçesi de var: BBC, Amerikanın Sesi, Rusyanın Sesi, Aljazeera vs.)

Çocuklarınıza, küçüklerinize, çevrenize kitapları, bilginin ışığını, sevgiyi, entelektüelliği aşılayın. Futbolu, şiddeti, okkalı küfürleri, vatan millet memleket kurtarmak için ahkam kesmeyi değil.

Ve emin olun; geç de olsa her gün şikayet ettiğiniz şeylerden sizi ve bizi kurtaracak olan budur.

Kitap fetişizmi mi? Evet. Bilgi obsesyonu mu ? Evet. Ekranlara tapan bir kavmin helaki için suların yükselmesine gerek yoktur.

Hatırlayanlar için: Kuran’ın ilk cümlesi: Oku emridir. Emir…

Suat ATAN

Mantığa Giriş



Ian Hacking’in Olasılık ve Tümevarım Mantığına giriş kitabını okumaktayım. Yazarı felsefeci ve mantıkçı ancak kitap herkese hitap ediyor. Kitabın türkçesi gayet iyi, bir talihsizlik dışında. İfadeler Türkçeleştirilmiş ancak keşke parantez içinde İngilizce karşılıkları da olsaydı. Neden mi? İngilizce matematiksel ıspat barındıran makaleleri okuduğunuzda premise’nin öncül anlamına geldiğini hatırlamak zor olabilir. Kenarına ingilizcelerini not ala ala okumaktayım. Bu arada her zaman yaptığım gibi unutmamak ve paylaşmak adına kısa kısa notları buradan paylaşacağım.

– Premise  -> Argument -> Conclusion: Öncül -> Argüman -> Sonuç.

Burada öncül ve sonuç bir “önerme” (proposition) oluyor. Önermeler doğru veya yanlış olabilir, argümanlar ise geçerli veya geçersizdir. Örnekleri için kitaba bakınız. Basit bir örnek (kitapdan değil ben uydurdum) 

Öncül 1: Van’da doğan herkes müzisyendir.

Öncül 2: Ruhi Su Van’lıdır.

Argüman: Ruhi Su Müzisyendir.

Burada Öncü 1, yanlıştır.  Önerme 2 doğrudur. (Nereden biliyoruz çünkü öncüllerin doğru veya yanlış olduğunu uzmanlar, tanıyanlar bilenler bilir. Bu örnekte öncülleri ben Vanlı olduğum için bilmekteyim). Bu iki öncüle göre ortaya konan argüman “geçerlidir” yani mantıksal kurguya uyar. Ancak doğru demek değildir. Bu örnekte, argüman yani Ruhi Su’nun Van’lı olduğu doğrudur ancak, Argüman’ımız Fatih Altaylı müzisyendir olsaydı yanlış olacaktı.

Diğer taraftan geçersizlik de yanlışlık değildir. Bu örnek de yine benden:

Öncül 1: Hakkari’de doğan bir çok kişi Kürtçe bilir.

Öncül 2: Yılmaz Erdoğan Hakkari doğmuştur.

Argüman: Yılmaz Erdoğan Kürtçe bilir.

Burada ise iki öncül de doğrudur. Argüman da doğrudur. Ancak geçersizdir. Çünkü mantık biliminde geçersiz demek, doğru çıkarımlar yapmamak demektir. Nitekim öncül 1, bir çok kişi demektedir. Tamamı denmemektedir. Oysa Argümanımız tamamı için genelleme yapmaktadır. (Dipnot: Biz milletçe genellikle genelleme yaptığımızdan tuhaf gelmeyebilir:).

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑