Hatasız düşünme sanatı kitabından; Fransız sömürge valisinin sıçanla imtahanı


Dorbelli’nin “Art of think clearly”(Net düşünme sanatı) kitabını okuyorum. Bu kitabın Türkçe çevirisi de mevcut NTV yayınları tarafından hazırlanmış. Ancak kitabın Türkçe adı “Hatasız düşünme sanatı” olarak çevrilmiş. Evet belki de biz Türkçe düşünürken net düşünmek yerine hatasız düşünmeyi daha çok talep ederiz. Ya da bir pazarlama hamlesi…
Kitap insan oğlunun düşünürken meylettiği düşünme hatalarını sıralıyor. Bu hataları sırf kitap olsun diye uydurmamış elbette. Yazar kitap ortaya çıkmadan önce genel olarak yapılan düşünme hatalarını derlediğini zamanla bunları başka insanlarla da paylaştığını ve canlı bir varlık olarak kitabın geliştiğini ifade ediyor.
Gerçekten “Hakikaten böyle mi düşünüyormuşuz” dedirten yerler var. Bu yönü ile gayet iyi bir kitap…
Tadını kaçırmamak adına daha fazla anlatmayacağım. Ancak en çok hoşuma giden anekdotlardan birini paylaşmak isterim:
“Vietnam Fransız sömürgesi iken, Hanoi şehrinde sıçanların artması üzerine sömürge valisi bir karar alır. Sıçan yakalayıp getirenlere ücret ödenecektir.Vali bu yöntemle sıçanların azalacağını öngörür. Bir süre öyle de olur. Ancak uzun süre sonra sıçanların sayısı azalmak yerine artar. Sonra fark edilir ki bazı uyanıklar sıçan çiftliği kurup yetiştirmeye başlamış.”
Bu hikayeyi “Avukatınızla saatlik anlaşma yapmayın” başlığı altında anlatıyor. Yani insanların sizin düşündüğünüzü aynen yapacakları, canla başla çalışacaklarını düşünmek de bir düşünce hatası. Daha fazla örnek kitapta var.
Tabi akla zamanında Türkiye’de de uygulanmış olan “akrep toplama” hikayesi geliyor. Ancak kabul edelim o başarılı olmuş. Bu hususu da AGT şirketi CEO’su Mehmet Söylemez’in kitabından öğrenmiştim. O zamanlar Mardin’de yaşayan ve sonrada AGT Mardin bayii olan bir beyefendinin (adı aklıma gelmedi) ticaret hayatına, aldığı yemeğin sarılı olduğu gazete üzerindeki “akrep toplama” ihalesini duyup mahallesine giderek akrep toplayanlardan akrebi belirli bir ücrete satın alıp büyük miktarda akrep topladıktan sonra üstüne karını koyup ilgili idareye satışını anlatıyor. Başka bir deyimle Mardin’de akrep yetiştiren falan olmamış. Vietnamlılar işte:) Ama Kayseri ve Siirtli hemşehrilerimiz için durum nedir onu öğrenemedim:)
Başa dönelim:
Projelerinizde, planlarınızda “şöyle yapar, böyle sonuç alırız” şeklinde “Türk Tipi (pardon Fransız tipi)” yaklaşımlarla çalışanlarınızın ya da iş arkadaşlarınızın aynen düşündüğünüz gibi davranacaklarını umut etmeyin.
Çok mu basitçe, filozofik olmayan bir öneri oldu… Kitap dışında benim de örneklerim var: Bir zamanlar sınırsız olan telefon tarifelerini çıkaran firmalar toplumumuzun telefon aygıtını bebek odası walkie talkie’sine dönüştürebileceğini bilememişti mesela…
Yine ankesörlü telefonlar devrinde jetona ip bağlayıp da sınırsız konuşanları da ankesörlü telefonları jetonla çalıştırmayı akıl eden mühendis düşünememişti.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s