Ödeme modellerine göre inşaat sözleşme tipleri: Lump Sum, Global Price,Unit Price


Özellikle inşaat sözleşmeleri, çoğu kez uzun süreli, kompleks işler barındıran ve farklı çıkar dengeleri içeren “sistemler” olarak önemli hukuki özellikler sergileyen sözleşmelerdir. Bu noktada özellikle Uluslararası Finansmanla yapılan projelerde sıkça karşılaşılan, Lump Sum, Unit Price ve Global Price kavramları hakkında zaman zaman kavram kargaşası olmaktadır. Bu üç kavramın ana çerçevesi inşaat sözleşmesinin ödeme şekli olmaktadır. Her biri taraflara yani işveren ve müteahhide (elbette bazen de müşavir firmaya) farklı riskler yüklemektedir. Anılan özellikler pratikte de uygulanmakla birlikte zaman zaman Türkiye ve Yurt Dışındaki istisnai yargı kararlarından ötürü kavramsal özelliği dışına çıkabilmektedir. Şimdi kavramları açıklamaya geçelim:
Lump Sum Sözleşmeler:Bu sözleşmeler götürü bedeldir(işin parçalarına göre veya gün başına ödeme söz konusu değildir). Yani sözleşme işin tam bitmesine (anahtar teslimi) dönük tek fiyat üzerinden yapılmaktadır.
Götürü ücretin sabit oluşu, inşaatın fiilî maliyet masrafları ve yapılan işlerin miktarlarından bağımsız olmasından kaynaklanır (Kaplan, 2001; Baygın, 1999,Aktaran:Şekerci).
Müteahhidin yapımdan sonraki masrafları göz ardı edilir (Huse, 2002). Dolayısıyla eskalasyon ödenmez.
Müteahhit, ücret sabit olduğu için, işçi ücretlerindeki veya malzemelerdeki fiyat artışı gibi önemli riskleri de göz önüne almalıdır. Çünkü, müteahhidin yaptığı masrafların gerçek tutarı ile sözleşmede kendisine ödeneceği belirlenen sabit ücret arasındaki fark onun kâr veya zararını oluşturmaktadır (Huse, 2002,Aktaran:Şekerci).
Ancak istisnai yargı kararları da mevcuttur. Fakat ilke olarak istisnai haller dışında durum yukarıda zikredildiği üzeredir.


Global Price Sözleşmeler: Global price sözleşmeler Lump sum’ın özel bir türünü teşkil etmektedir. Bu ücret türü ile taraflar her türlü pahalılaşma veya fiyat artışına karşı çekincelerini ortaya koymakta, sözleşmenin kesin fiyat özelliğini bir anlamda ortadan kaldırmaktadırlar. Burada ücretin her türlü pahalılaşması durumunda, bu durum ister enflasyon ister malzeme fiyatlarıyla da işçi ücretlerindeki artış sebebiyle ortaya çıksın, tarafların sözleşme ile haklarını saklı tuttukları görülür ve sözleşme ile belirlenmiş olan ücret yeni duruma uydurulur. (Şekerci,2010)

Global Price’ınbu anlamda götürü(-sabit) ücretten farkı, global ücrette pahalılaşmadan doğan fiyat farkının ayrıca ödeniyor olması iken götürü ücrette bu fiyat farkının ödenmemesidir. Fakat, global ücrette fiyat artışından doğan fiyat farkı ödenecek kalemlerin ayrıntılı olarak belirlenmesi gerekir. Aksi halde, taraflar arasında ihtilaf doğabilir ve çözümü güç olabilir (Baygın, 1999; Ergin, 2003; Kaplan, 2001,Aktaran:Şekerci).

Unit Price Sözleşmeler: Taraflar, sabit-götürü ücret veya global ücret dışında bir başka ücret türü olan birim fiyatlı ücreti de sözleşmelerine taşıyabilirler. Bu ücret türü ile inşaatın bedeli önceden belirlenmiş birim fiyatlara göre tespit edilir. Bu şekilde belirlenmiş olan ücret de yine “götürü(sabit) ücret” in bir tarzıdır(Kaplan, 2001,Aktaran:Şekerci).
Öncelikle; birim fiyatlar tespit edilir. Birim fiyatlar, sözleşmeye göre müteahhidin üstleneceği inşaattaki birçok işkalemi için her yıl tespit ve ilan edilen rayiçler kullanılarak geliştirilmiş fiyat analizleri sonucu bulunur. Bu şekilde belirlenen birim fiyat cetvelleri, inşaat işlerinin poz numaraları ile birlikte bir liste halinde hazırlanır ve sözleşmenin eki olarak sözleşmeye dahil edilip taraflarca imzalanır. Böylece müteahhidin yaptığı inşaat kalemlerinin miktarları(yani metre, metrekare, ton, kg, adet ve parça cinsinden hesaplanan birim miktarları) sözleşme ile kararlaştırılmış birim fiyatlarla çarpılarak her kalem işi için müteahhide ödenecek ücret bulunur. Son olarak bulunan her bir iş kalemlerinin ücretleri toplanır ve böylece inşaatın tamamı için müteahhide ödenecek ücret elde edilmiş olur. (Kaplan, 2001, Aktaran:Şekerci). Müteahhit daha sonra birim fiyatlara itiraz edemez. Ancak yine istisnai yargı kararları mevcuttur.
KAYNAKLAR:
Huse, Joseph. A/ Hoyle, Jonathan Kay 1999. FIDIC Desing-Build, Turnkey and EPC 
Contracts,  International Construction Law Rewiew,s. 27-37 
.


Kaplan, İ. 2001. “İnşaat Sözleşmelerinde Yapı Sahibinin Ücret Ödeme Borcu ve Yerine 

Getirmemesinin Sonuçları”, İnşaat Sözleşmeleri(Yönetici-İşletmeci Mühendis ve 
Hukukçular İçin Ortak Seminer), s. 105-171. Ankara.


Şekerci,Sena. “Anahtar Teslimi İnşaat Sözleşmesi”, Yüksek Lisans Tezi,Başkent Üniversitesi Özel Hukuk ABD, 2010
Reklamlar

Fast Track (Hızlı Yol) nedir?


Fast Track (Hızlı Yol), İnşaat sözleşmeleri için işin farklı zamanlarda yapılacak parçalarının önceden planlanıp ayrı ayrı yüklenicilere (taşeronlara) verilmek suretiyle hızlandırılmasıdır. Çok dikkatli bir planlama ve sözleşme yönetimini gerektirir.

Erkenciliğe övgü




Adaletiyle meşhur Îran hükümdarı Anûşirevân’ın oğlu hürmüz, gençlik zamanında sabahlara kadar yer, içer, eğlenir, sabaha yakın yatardı. hocası büzürgmehr hakim ise, her sabah onu gaflet uykusunda yakalar ve nasihat ederdi: “ey saadetli şah! seherle kalk. çünkü seherde kalkanlar, saadet ve şeref bulur, zafer kazanarak yardıma nail olurlar.” hergün yapılan bu nasihatlardan rahatsız olan hürmüz, adamlarına:

“bre! birkaçınız seherde kalkıp hocanın yolunu kesin, üzerindeki elbiseleri soyup alıverin!” der.
erken kalkıp söylenenleri yaparlar. elbisesiz hürmüz’ün huzuruna çıkan hoca’ya: ey yol gösterici bilge hocam, bana her zaman ‘seherle kalkan saadet ve zafere ulaşılır, yardıma nail olur’ derdin. hayret değil mi, erken kalktın, zillet ve musibete dûçar oldun” der.
hoca, “ey cihan şâhı! bu durum söylediklerimin ispatıdır! soyguncular erken kalkmada beni geçmişler. saadetli talihleri kuvvetli oldu!”
eee boşuna dememişler “erken kalkan yol alır.”

Hatasız düşünme sanatı kitabından; Fransız sömürge valisinin sıçanla imtahanı


Dorbelli’nin “Art of think clearly”(Net düşünme sanatı) kitabını okuyorum. Bu kitabın Türkçe çevirisi de mevcut NTV yayınları tarafından hazırlanmış. Ancak kitabın Türkçe adı “Hatasız düşünme sanatı” olarak çevrilmiş. Evet belki de biz Türkçe düşünürken net düşünmek yerine hatasız düşünmeyi daha çok talep ederiz. Ya da bir pazarlama hamlesi…
Kitap insan oğlunun düşünürken meylettiği düşünme hatalarını sıralıyor. Bu hataları sırf kitap olsun diye uydurmamış elbette. Yazar kitap ortaya çıkmadan önce genel olarak yapılan düşünme hatalarını derlediğini zamanla bunları başka insanlarla da paylaştığını ve canlı bir varlık olarak kitabın geliştiğini ifade ediyor.
Gerçekten “Hakikaten böyle mi düşünüyormuşuz” dedirten yerler var. Bu yönü ile gayet iyi bir kitap…
Tadını kaçırmamak adına daha fazla anlatmayacağım. Ancak en çok hoşuma giden anekdotlardan birini paylaşmak isterim:
“Vietnam Fransız sömürgesi iken, Hanoi şehrinde sıçanların artması üzerine sömürge valisi bir karar alır. Sıçan yakalayıp getirenlere ücret ödenecektir.Vali bu yöntemle sıçanların azalacağını öngörür. Bir süre öyle de olur. Ancak uzun süre sonra sıçanların sayısı azalmak yerine artar. Sonra fark edilir ki bazı uyanıklar sıçan çiftliği kurup yetiştirmeye başlamış.”
Bu hikayeyi “Avukatınızla saatlik anlaşma yapmayın” başlığı altında anlatıyor. Yani insanların sizin düşündüğünüzü aynen yapacakları, canla başla çalışacaklarını düşünmek de bir düşünce hatası. Daha fazla örnek kitapta var.
Tabi akla zamanında Türkiye’de de uygulanmış olan “akrep toplama” hikayesi geliyor. Ancak kabul edelim o başarılı olmuş. Bu hususu da AGT şirketi CEO’su Mehmet Söylemez’in kitabından öğrenmiştim. O zamanlar Mardin’de yaşayan ve sonrada AGT Mardin bayii olan bir beyefendinin (adı aklıma gelmedi) ticaret hayatına, aldığı yemeğin sarılı olduğu gazete üzerindeki “akrep toplama” ihalesini duyup mahallesine giderek akrep toplayanlardan akrebi belirli bir ücrete satın alıp büyük miktarda akrep topladıktan sonra üstüne karını koyup ilgili idareye satışını anlatıyor. Başka bir deyimle Mardin’de akrep yetiştiren falan olmamış. Vietnamlılar işte:) Ama Kayseri ve Siirtli hemşehrilerimiz için durum nedir onu öğrenemedim:)
Başa dönelim:
Projelerinizde, planlarınızda “şöyle yapar, böyle sonuç alırız” şeklinde “Türk Tipi (pardon Fransız tipi)” yaklaşımlarla çalışanlarınızın ya da iş arkadaşlarınızın aynen düşündüğünüz gibi davranacaklarını umut etmeyin.
Çok mu basitçe, filozofik olmayan bir öneri oldu… Kitap dışında benim de örneklerim var: Bir zamanlar sınırsız olan telefon tarifelerini çıkaran firmalar toplumumuzun telefon aygıtını bebek odası walkie talkie’sine dönüştürebileceğini bilememişti mesela…
Yine ankesörlü telefonlar devrinde jetona ip bağlayıp da sınırsız konuşanları da ankesörlü telefonları jetonla çalıştırmayı akıl eden mühendis düşünememişti.

What’s Yandex must do for dissemination of Yandex.Mail service?


Since Yandex.Mail shipped i tend to use it because of its clearity, tiny interface and may be feeling of it’s time to try new things.  But i can’t… Because Gmail lock-in effect witholded me. All of my different accounts, and my mails, tags, rules for many years… Yandex announce users with using POP3 strategy to migration. It’s a big mistake becaue requires burn one’s bridges. I just not ready for this. Yandex should change his migration strategy with IMAP3 on webapp in this way he can pull us into Yandex.Mail service.

Akademik Makale Okuma Kılavuzu


 
Akademik makaleler arasında kaybolma, gereğinden fazla zaman harcama, masa başında kalmaya bağlı sırt ağrıları, eksik anlatımlar, yetersiz referanslar… Akademik okumaya ciddi emek harcayanların özellikle ilk zamanlarda karşılaştığı klasik “yan etkilerdir”.
 
Bunlardan korunmak  için belki de gelmiş geçmiş en iyi kılavuzu Waterloo Üniversitesinden S. Keshav “How to Read a Paper” isimli eseri ile sunmuştur. Bu makalenin Sayın İsmail Arı tarafından yapılmış “Bir makaleyi nasıl okumalı” başlıklı  çevirisi bulunmaktadır. Bu makaleyi yeni duyduysanız öncelikle onu okumanızı öneririm. Kendisine çalışmasından ötürü müteşekkiriz.
 
Bu yaklaşıma “Keshavian Okuma Yaklaşımı” demek yerinde olacaktır. S.Keshav yaklaşımından elde ettiği faydayı şöyle açıklıyor:
 

“Bu yaklaşımı geçtiğimiz 22 yıl boyunca konferans bildirilerini okurken, değerlendirme yazısı yazarken, arkaplan araştırması yaparken ve tartışma öncesi makaleleri hızlıca değerlendirirken kullandım. Bu disiplinli yaklaşım beni öncelikli yapılan bir kuşbakışı ile detaylar içinde kaybolmaktan alıkoyuyor. Birtakım makaleleri ne kadar sürede okuyacağımı tahmin etmemi sağlıyor. Ek olarak, makaleyi ne kadar derinlemesine değerlendireceğimi ihtiyacıma ve mevcut zamanıma göre ayarlayabiliyorum.”

 
Şahsen kendisi de bir makale olmak üzere Keshav’ın makalesini defalarca okudum. Ancak  zaman zaman unuttum, akademik okumalarda eski alışkanlıklarıma meylettiğim ve doğal olarak kaybolduğum zamanlar oldu.
 
Ancak sonunda, analitik olarak adım adım kendi yöntemini anlatan ancak benim zayıf hafızam yüzünden efektik sonuçlar vermeyen bu makaleyi “cheatsheet” formatına ya da daha naif olarak “blueprint” formatında hazırlamaya karar verdim. Bu kağıt aynı zamanda okuduğunuz makaleleri unutmamak adına tutacağınız özet formu olarak da kullanılabilir. 
 
Tabii “How to read a paper” makalesinde anılan 3 aşamalı yöntem okunmaya karar verilmiş bir makalenin nasıl okunması gerektiğini anlatıyor.  Hangi makalelerin okunacağına karar vermek için ise aynı makalenin "Literatür taraması yapmak“ başlığı güzel bir yöntem sunuyor. Bu yöntemi ise bu aşağıda elle hazırladığım illüstrasyonda bulabilirsiniz.
 
 
İlgili formu buradan indirebilirsiniz. Önerim formu bilgisayar üzerinden değil elle doldurmanız. Böylece makale okurken ekranlar arası gitmek yerine önünüzdeki forma not alırsınız.
 
İyi okumalar