Çîyayên min


Çîyayê Esrûkê (Foto: Metîn Ayşîn-Çîyager)

Çîyayên  min

Gerdûnên mezin ên xeyalê min
Çîyayên welat

Sunduz, Başêd û Artos
Werek û Esrûk,

Û Çîyayê Tembo,
Kelediz û Herekol,

Kelereş û Kelespî
A Nordûzê

Bi mij û duman in.
Berf xatirê xwe dixwaze,

Kulilkên nû destûrê xwe dixwaze,
Bihar mizgînî tîne,

Newroz mîzgînîya xwe dixwaze,
Mîna dengbêjên me got:

Çîya blind e te nabînîm.
Ez jê dibêm;

Çîya dûr e, wê nabînim.
Çîya dur e.

Berxên xeyalê xwe,
Naçêrpînim

(Ev helbest, pîştê çend salan, bi dîtîna weneyekê çîyayê kû berî min jî cem Metîn Ayşîn gera bû, hate nîvîsandin)

Suat ATAN * Enqêrê 
Reklamlar

Anüite nedir? Google App Script ile basit birk kredi taksit (anüite) hesap makinesi denemem


Anüite nedir?:  
Anüite eşit zaman aralığında (mesela ayda bir), eşit miktarda (mesela kredi borcununuz taksitleri) olarak ifade edilebilir.
Anüite aslında sonsuz ödemesi olan tahvil formülü yani (1/r) ‘den belirli bir süre sonra başlayan sonsuz ödemeler formülünün net bugünkü değeri (1/r *(1+r)^t ) formülünün çıkarılması ile bulunur. 
Anüitenin günlük hayatta kullanıldığı yer kredi borcu taksitleridir. Mesela 100.000 TL krediyi 10 yıl için 0.79 faiz oranı ile çektiğinizde 10 yıl sonunda 155.138,40 TL ödersiniz. Bunun 55138.40 TL ‘si faizdir. Aylık ödemesi ise:
1.292,82 TL olur.

Şimdi normalde kredi hesabı yapmak için ya anüite faktör tablolarından ya da hazır araçlardan faydalanmanız gerekir (ya da bankaya gitmelisiniz:)
Bunun için Google App Script ile yazdığım basit bir anüite hesap makinesi var. Burayı tıklayarak kullanabilirsiniz.Diğer taraftan Google App Script’in ne olduğu hakkında ve öğrenmek için şu makalemi okuyabilirsiniz.

Kredi sistemi köleleştirmenin bir aracım mı?


Kapitalizm hakkında şöyle bir yorum da vardır:
“Biz ihtiyaçlarımızı arttırdıkça özgürlüğümüzü sınırlarız. Kredi borçları bu sistemin garantisidir. On yıl kredi borcu olan birisi iş yerinde daha fazla köledir. Sisteme baş kaldırmaz ve maksat hasıl olur.
(Teşekkürler Bilge İnsan)

Plain vanilla nedir?


Bir finansal enstrümanın en basit haline “plain vanilla” denilir. Daha çok tahvil, future ve swap için kullanılır. Plain vanilla egzotik enstrümanların (karmaşık süreç ve yapılara sahip) aksidir.

Eurobond nedir?


Eurobond, kurum, şirket veya devlet tarafından yabancı para cinsinden yurtdışına ihraç edilen uzun vadeli, kupon ödemeli(düzenli ödemesi olan) bir tür tahvildir. Dövüz veya TL mevduat faizleri düştüğünde Eurobond tercih edilerek yüksek getiri sağlanabilir. Eğer yabancı para cinsinden uzun vadeli yatırım düşünüyorsanız Eurobond’u tercih edebilirsiniz.

Özellikle devlet tahvilleri çok güvenli yatırım araçlarıdır. Ancak diyelim Türkiye’deki devlet tahvillerinin faizi düşük ancak başka bir ülkedeki devlet tahvillerinin faizi yüksek ise  bu durumda insanlar daha yüksek faizli olanını almak isterler.

Eurobond ile finanse edilen kaynak devlet için dış borç statüsündedir. 

Aslında “başka bir ülkede o ülkenin dışındaki para birimi ile çıkan” enstrümanlar eurobond, “başka bir ülkede o ülkenin para birimi ile çıkan” enstürmanlar ise foreign bond (yabancı tahvil) olarak tanımlanır.

Eurobond’un bir özelliği ise vergi avantajı ve parasını gizlemeye çalışan büyük sermayedarlar tarafından kullanılıyor olmasıdır.

Altman Z-skoru nedir?


Edward ALtman
 1968 yılında Edward Altman New York üniversitesinde doçent iken İflas tahmini için Z skor formuülü adlı makaleyi yayınladı".
Bu çalışmada iflas durumundaki 33 ve özellikleri bu 33 firmaya benzeyen başka 33 başarılı firmayı inceledi. Finansal analiz yöntemlerinden 5 oranın mali başarısızlıkta gösterge olduğunu buldu.
Ayrıca bu değerlenden bir formül oluşturarak Z skorunu hesapladı.

Bu formüle göre: (Katsayılar makaledeki firmalara göre hesaplanmıştır)

Z = 0.012T1 + 0.014T2 + 0.033T3 + 0.006T4 + 0.999T5

T1: Net işletme sermayesi/ Toplam varlıklar
T2: Dağıtılmış karlar/Toplam Varlıklar
T3: FVÖK/ Toplam varlıklar
T4: İşletmenin piyasa değeri/ Toplam borcun defter değeri
T5: Satışlar/Toplam varlıklar.

Her model gibi bu model de çeşitli yönlerden eleştirilmiştir. Ancak firmanın sürdürülebilirliği açısından hangi finansal analiz sonuçlarının kritik olabileceği hakkında fikir vermektedir.

Diğer taraftan bu modelin daha gelişmiş hali olan Zeta modeli de ortaya çıkmıştır.

Rating (Kredi derecelendirmesi) nedir?


S&P 2011’e göre ülkelerin kredi notları (Koyu maviler en iyi değerler)
S&P Türkiye’nin kredi notunu arttırdı, Moody düşürdü gibi haberleri duyarız. Burada herkes bu notların aslında ülke ekonomisiyle ilişkili notlar olduğunu zımnen fark eder. Ancak kredi derecelendirme mantığının arkasında daha derin bir kurgu vardır. Şöyle ki;
Büyük (veya küçük) yatırımcılar bir ülkeye yatırım yapmaya karar verdiklerinde o ülkedeki tüm faktörleri hesaba katarak yatırımlarının geleceğin kestirmek isterler. Kredi derecelendirme (rating) sistemi olmaksızın düşünüldüğünde, her şirket tekrardan kendisi için özel olarak o ülkedeki durumu analiz etmek durumunda kalacaktır.
Şöyle düşünün; Bir kuyumcusunuz, yeni bir kişiyle iş yapmayı planlamaktasınız, o  kişi hakkında camiadan tanıdıklarınıza soruyorsunuz: Filankes nasıl? Onlar da söylüyor: “Bu adam 3 nesildir kuyumcu, şöyle iyidir, böyle borcunu öder” diye… Siz de güvenip bu kişi ile çalışmaya başlıyorsunuz. Bu da bir nevi rating’dir. (Bu örneği sevgili hocamız Prof.Dr. Güven Sayılgan vermiştir)
Şimdi burada kredi derecelendirme derken, ülkenin (veya şirketin veya projenin) kredibilitesinin, yahut ekonomik itibarının derecelendirmesi kastedilmektedir.
Peki nereden çıktı bu kredi derecelendirme:

Tarihçesi:

19. yüzyılda ABD’de ekonomi ve sanayi hızla geliştiğinde yabancı sermaye ihtiyacı hızla artmıştır. Özellikle demiryolları sanayi borçlanarak finanse edilmiştir. Borçlanma arttıkça risk de artmıştır doğal olarak. Ancak risklerin tahmini kolay değildir. Bu nedenle iflas ve doladırıcılık ortaya çıkmıştır.

“Finans sisteminde hiç bir kurum hiç bir enstrüman boşa ortaya çıkmaz illa ki ihtiyaçtan doğar. (Yine Güven hocamızdan)”

İşte bu nedenle ABD’de de rating kavramı böyle ortaya çıkmıştır. 1867’de Henry Varnum Poor Company ilk demiryolu tahvili değerlemesini yapmış, 1900’da John Moody şirketi kurulmuştur. Avrupa bu kavramla 83’te Türkiye ise 91’de tanışmıştır.

Global Kuruluşlar

Dünyada en büyük kredi derecelendirme kuruluşları: Standard & Poor’s, Fitch Ratings ve Moody’s tir. Moody’s’in Türkçe sayfası da vardır.

Her derecelendirme kuruluşları farklı notasyonlarla derecelendirme yapar. Ancak S&P’nin derecelenrmesinde + ve – işaretleri en dikkat çekici notasyonlardan biridir Örneğin BBB+ demek kredi notunun BBB olduğu ancak sonraki süreçte bu notun artması beklendiğini ifade eder. Eğer işaret yoksa durum stabildir.

Bu kuruluşlar dürüst mü?

Kredi derecelendirme kuruluşlarının notları o ülkenin ekonomisi üzerinde ciddi etkilere sahiptir. Bu nedenle bu şirketlerin notlarını kasdi olarak maniple edip etmedikleri her zaman tartışılmaktadır. Bu kuruluşların hesaplama metodolojileri gizlidir (ticari sırdır). Elbette en çok dikkat edilen göstergeleri kestirmeye yönelik çalışmalar vardır. Ancak bu firmaların subjektif davranmaları mümkün olsa da; genelde verdikleri notlar ülkenin gerçek ekonomik durumu ve devamı ile çakışmakta olduğundan muteberdir.

Kredi Notları karşılaştırma tablosu (Wikipedia’dan)

Türkiye’deki kuruluşlar:

Türkiye’de de kredi derecelendirme kuruluşları bulunmaktadır. Bu firmalar:

JCR Avrasya Derecelendirme A.Ş.
Turkrating
Kobirate
gibi firmalardır.

Kredi Notu Karşılaştırma Tablosu (Wiki)
Moody’s S&P Fitch  
Uzun vadeli Kısa vadeli Uzun vadeli Kısa vadeli Uzun vadeli Kısa vadeli  
Aaa P-1 AAA A-1+ AAA F1+ En yüksek dereceli
Aa1 AA+ AA+ Yüksek dereceli
Aa2 AA AA
Aa3 AA- AA-
A1 A+ A-1 A+ F1 Üst orta sınıf
A2 A A
A3 P-2 A- A-2 A- F2
Baa1 BBB+ BBB+ Alt orta sınıf
Baa2 P-3 BBB A-3 BBB F3
Baa3 BBB- BBB-
Ba1 Not prime BB+ B BB+ B Yatırım yapılamaz
spekülatif
Ba2 BB BB
Ba3 BB- BB-
B1 B+ B+ Son derece spekülatif
B2 B B
B3 B- B-
Caa1 CCC+ C CCC C Önemli riskler
Caa2 CCC büyük ölçüde spekülatif
Caa3 CCC- Kurtarılması beklenen, iflasa yakın
Ca CC
C
C D / DDD / İflas
/ DD
/ D

“Örgütsel Strateji, yapı ve süreç” adlı Miles, Snow ve diğerlerinin (1978) makalesine bakış;


Efektif işletmeler sundukları mal ve hizmetleri pazarlayabilmek içinde bulundukları çevreleriile sürdürülebilir ilişkiler kurmak durumundadırlar.
Birçok işletme için dış çevrenin değişkenliği içinde dinamik bir davranış sergilemek, işletmenin iç yapısı (yönetimi, personeli ile ilgili durumlar) hesaba katıldığında gerçekten zor ve çok sayıda karar vermeyi gerektiren bir durumdur.
Miles ve Snow yaptıkları çalışmada, yöneticiler pekala biz öğrencilere yönelik olarak; örgütsel anlamda, strateji,  yapıve süreçleri analiz edebilmek için teorik bir çerçeve sunmaktadırlar.
Model iki unsurdan oluşuyor:
1: Örgütlerin etkin iş birliklerini sağlayabilmesi için vermek zorunda oldukları büyük adaptasyon süreci
2: Söz konusu endüstride farklı davranış kalıplarının betimlenmesi.
Makale PPV (Porter Pump and Valve) isimli bir pompa ve valf üreticisi şirket örneğinden yola çıkıyor.
·         Bu firma  normalde üretici olarak kendi ürettiği ürünleri satıyor. Zaman zaman sipariş üzeri işler de alıyor.
·         Daha sonra iki yeni ve farklı ürün üretmeye karar veriyor. Bu iki yeni yöntemden biri yeni bir petrol arama sistemi geliştirmek. (Firma daha önce benzer bir işe girişmiştir) Diğeri ise nükleer enerji alanında  akışkan hareket sistemleri
Bu işlerin bir kısmının kontrat bazlı olarak yapılması gerekiyor. PPV bu yeni girişimini başlatmak için bağlı olduğu üst şirketten yöneticilerin  kontrat müzakereleri ve diğer kritik işler için işe daha yakın olması gerekiyor. PPV bu süreci başlatıyor ve çokça karlı sözleşmeye imza atıyor. Daha sonra işler karmaşıklaşıyor ve yöneticiler rutin işleri dışında artan işleri organize etmek için de epeyce zaman harcamaya başlıyorlar. Firma eski bazı departmanlarının bütçesini azaltmaya başlıyor ve yeni yatırım alanına kaydırıyor.
PPV örneğinde görüleceği üzere farklı departmanlar, pozisyon değiştiren yöneticiler, matriks bir organizasyonel yapı, yeni yatırıma göre değişen teknolojiler ve sair bir çok özellik var. Miles ve Snow işte böyle bir durumu hiçbir geleneksel yaklaşımın açıklamayacağını ifade etmekteler.
MUHTELİF KARAR PROBLEMLERİ
İşte tam da bunun için Miles ve Snow önce “uyum döngüsü” (adaptive cycle) adını verdikleri bir model ifade ediyorlar. Bu kapsamda firmanın çeşitli karar problemlerinden bahsediyorlar. Bunlar;
Mühendislik problemi, (Üretim tipinin değişmesi)
girişimsel problem ve (ör:Yönetim ve personelin yeni girişimi sahiplenmesi)
idari problem (Leading ve lagging etkenler)
olarak ifade edilebilir.
STRATEJİK TİPOLOJİLER
Makalede 3+1 tip şirket davranışı vardır:
·         Savunmacılar
·         Atılganlar
·         Analistler
Ve bunların dışında kalan reaktörler (sonradan tepki verenler) adındadır.
Savunmacılar:
Tüm problemi en büyük Pazar payını alabilmektir.
Genel olarak politikaları başka firmaların pazara girişini engellemektir.
Daha fazla satış için fiyat indirmek veya kaliteyi arttırmakla yetinirler.
Fazla teknolojik olmayan firmalarda kullanılabilir.
Tehlikesi pazarda etkin olamamaktır.
Atılganlar
Atılganlar agresif pazar ve ürün geliştirmeye daha fazla önem verdiklerinden
dört strateji tipi içerisinde yönelimi en ilginç olanlardır. Daha agresif stratejik bir yapı
geliştiren atılganlar düzensizlik ve belirsizlik durumlarının çok olduğu çevrelerde
gelişen yeni şartlara daha mükemmel bir şekilde ya da en azından daha çabuk uyum
sağlayabilmektedir (Luke vd., 2004:139). Atılganlar, neredeyse hiç durmaksızın yeni
pazar fırsatlarıarayan ve çevresel değişimlerde meydana gelen eğilimleri ortaya
çıkaracak potansiyel karşılıklarıbulmak için düzenli bir şekilde denemeler yapan
örgütlerdir (Zajac ve Shortell, 1989:414). Yeni ürün ve pazar fırsatlarınıizlemek için
esnek ve iddialıolmayıamaçlamaktadırlar. Yenilikçiliği vurgulamaktadırlar (Luke ve
Begun, 1988: 604, Aktaran: Akbolat,2009).
Analizciler
Analizci duruş, atılgan ve savunmacı stratejik duruşların bir kombinasyonudur.
Analizciler yenilikve kararlılık arasında denge oluşturmaya çalışırlar. Genellikle bir
taraftan bazı alanlarda süregelen faaliyetlerine devam ederken, diğer taraftan da yeni
ürün ve pazar fırsatlarını araştırırlar. Dikkatli bir şekilde rakiplerini izler ve rakipleri
tarafından mükemmel bir şekilde gerçekleştirilen davranış ve taktikleri benimserler. Bu
nedenle analizciler bazı düzeylerde pazar takipçileridir (Zuckerman, 2002:12, Luke vd.,
2004:141, Aktaran: Akbolat,2009).
Tepkiciler
Tepkici özellik gösteren örgütlerin dikkatli stratejik analizler yapmak veya
kültürel veya kurumsal olarak kendi stratejik manevralarını yapabilmesi için gerekli
işgücü ve yeteneklerinde eksiklikler bulunmaktadır. Kendi opsiyon ve yetenekleri
sınırlı olduğu için stratejik geleceklerini oluşturmaktan daha çok tehditlere karşılık
vermeye eğilimlidirler. Stratejik olarak yaptığı tercihlerde tutarsızlıklar ve genellikle
bütün misyon ve vizyon ifadelerinde belirsizlikler olması sebebi ile tepkici örgütlerin
finansal olarak istikrarsız olmaları beklenmektedir (Luke vd., 2004:141). Tepkici
teknoloji, yapı ve süreçte kendi stratejileri arasında çelişkiler bulunduğu için başarısız
bir strateji biçimidir (Miles vd., 1978:550).
Sonuç
Bu teori örgütlerin stratejilerinin düzeylerini, etkilerine dair tipolojiyi ortaya koyarak örgütlerin analizi için somut kıstaslar ortaya koymaktadır. Gerçekten Google Scholars’ta  yedibin küsur atıf yapılan bu model özellikle sağlık sektöründe sıkça kullanılmaktadır.


(Dikkat: Bu bilgi notu anılan çalışma ve anılan çalışmaya yönelik çeşitli kaynaklardaki atıf ve değerlendirmelere ilişkin akademik hedefi olmayan gayrı resmi incelemedir. Bu önemli modelin tanınması amacıyla kaleme alınmıştır Kaynaklar parantez içinde belirtilmiştir, belirtilmeyenler ise anılan modele dair değerlendirmelerdir. Ancak yine de bir blog post’u olarak telif hakları saklıdır.)

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑