İz bırakmak mı istiyorsunuz, o zaman yürüyün. Durduğunuz yerde iz bırakamazsınız.


Öğrendikçe, ne kadar az şey bildiğimizi hatırlıyor, unuttukça ne kadar çok şey bildiğimizi düşünüyoruz. Oysa bir okyanusta katreden ibaret tüm hayatımız ve tüm bildiklerimiz. O zaman bu ‘kibir’ neden? Yahut neden engin denizleri keşfe çıkmıyoruz, insanları ve onların yazdıklarını anlamayı denemiyoruz? Çünkü aynı hastalığa yakalanıyoruz hep; artık büyüdük diyoruz…

Oysa en çok küçükken büyüğüz, çünkü küçükken öğrenecek çok şeyimiz olduğunu bildiğimiz halde,büyüdükçe öğrendiğimiz ufak tefek bilgi kırınıtılarına tecrübe deyip tapmayı öğreniyoruz.
Hele bir de yazgımız bizi iyi yerlere getirmişse, tecrübelerimizi cennetin anahtarı gibi takdim ediyoruz haleflerimize. Onlar da pekala aynı şeyleri deniyor ve hiç bir şey elde etmiyorlar. Yani mesela biz de  Büyük İskender’in ilkelerini, ya da Konfüçyus’un öğretilerini deniyoruz; ama Büyük İskender ya da Konfüçyus olamıyoruz. Olamayız… Çünkü biz biziz.

Çünkü tecrübe denilen olgunun putlaştırılmış halini İbrahim Peygamber’in puthaneyi darmadağın etrmesi  gibi kırıp geçmekle başlar bilgelik. Tecrübelere inanmayın, sadece öğrenin, tartın, değerlendirin ya da bazen atın.

Belki de hazır bilgilere rahat rahat uzanıp uyumayı sevdiğimizdendir tüm bunlar. Vahyi bile sorgulayabileceğine inanan postmodern kudretli insan; henüz kim olduğunu yahut hayata dair kafasında kurguladığı değerlerin ne olduğunu tam çözmüş değil… Çünkü ancak ve ancak kendi dışındakileri sorgulamayı öğrenmiş, buna motive olmuş.

Oysa sorgulamak için kendimizi; ara sıra gözlerimizi kapamayı öğrenmeliyiz. Zihni yanlız bırakmayı kendi ile…  Yoksa saman çöpü gibi süzülüp gideriz hayat meşgalesi içinde. Sonra bir gün gelir, çocuklarımıza bırakacak bir şey kalmaz.

Bir iz düşünün balçık üzerinde; iz; aslında sıkışmış, şekil almış bir toprak parçasıdır. İz bırakılan yerdeki iz var oldukça sahibini hatırlatır, uzun bir süre -bazen çağlar boyu- silinmez. Ama izsiz toprak çamur olur, akar gider.

İz bırakmak mı istiyorsunuz, o zaman yürüyün. Durduğunuz yerde iz bırakamazsınız. Ve bıraktığınız iz hep doğru yola götürsün.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s