Dikkat çeken kitaplar


Yine kitapçılar, yine okumaya niteleyenilenler









Reklamlar

HalkBank’ın Halk Düşmanı İnternet Bankacılığı Üzerine


HalkBankasının internet ve mobil bankacılık serüveni ile ilgili yaşayan bir yazı olarak bu yazıyla ilgili gelişmeleri tarih ile versiyonlayarak yazıyorum:

(İlk versiyon: 15.04.2012)
Başlık: Halkbank Mobil ve Halkbank Android neden yok?
Bildiğimiz kadarı ile mobil şubesi ve Android ya da Iphone uygulaması olmayan tek banka Halkbank. Günümüzde neredeyse küçük bakkallar dahi mobil internet uygulamaları yapmaktalar.
Devlet bankası diye yapmıyor demeyin, Ziraat bankası da devletin ancak özel sektörden daha hızlı ayak uyduruyor teknokojiye.
Mobil bankacılık çok mu önemli?
Evet. Lazım olunca bu rahatlığa alışmış olan biz müşteriler, mobil bankacılığı olmadığı için Halk bank ile işimiz olunca illet oluyoruz.

Güncelleme (05.08.13)
Okurlarımızdan Müslüm Katrancı’nın yorumu üzerine; Halkbank’ın Iphone uygulamasının olduğunu öğrendik. Ancak uygulamanın Apple AppStore’da 5 üzerinden 2 yıldız alması uygulamanın genel kalite(siz)liğini göstermekte. Yine de günahını almayıp programı telefonuma indirdiğimde login olamadan hata verdiğini ve çoğu kullanıcının benzer hatalar aldığını öğrenmiş olduk.

Uygulamanın bilinen 2. eksiği ise işlem kısıtı. Çok temel bankacılık hizmetleri sunuluyor şu ifade ile:

“Müşteri numarası, parola ve şifre ile ulaşılan Mobil Şube’de bankacılık işlemlerinizi güvenli bir şekilde kolayca gerçekleştirebilirsiniz. Halkbank Mobil Şube ile dilediğiniz zamanda ve yerde; hesap hareketlerinizi takip edebilir, para transferi seçeneği ile EFT ve Havele işlemlerinizi gerçekleştirebilir, kredi kartı borcunuzu ve cep telefonu faturanızı ödeyebilirsiniz. ”

Halkbank aradan geçen onca zamana rağmen herhangi bir şey yapmazken Ziraat Bankası yanılmıyorsam internet arayüzünde 3. değişikliği yaptı. Özellikle internet şubesinin son arayüzünde kullandığı Windows8 teması çok başarılı idi.

Yeni bir gelişme olarak ise HalkBank Android uygulamasını yayınladı. Uygulamanın da aynı şekilde Google Play Skoru 2.2

Google Play’da Halk Bankasının Android uygulaması için ilginç bir yorum var:

“Halkbank bilgi-işlemde rakip banka casusu var Normal bir banka böyle bir dangalaklığı asla yapmaz… Bence Halkbank’ın rakiplerinden 5 kişi bu uygulamayı yapmış ve Halkbank genel müdürüne yutturmuşlar..”

Güncelleme (06.08.13)
Halkbank’ın internet şubesindeki ilginç bir durum da “kolay işlem” ve “son 10 işlem” başlığı altında aşağıdaki ekranda görebileceğiniz listede “kolay işlemin” zulme dönüşmesi olgusudur.

Bakınız ne alıcıya ne göndericiye ait bilgiler tam okunamamakta bilgiler kısa kısa çıkıp bitmektedir. Aynı şekilde halkbankası internet şubesinde herhangi bir otomatik ödeme talimatını İPTAL MÜMKÜN DEĞİLDİR. Çünkü buton konmamıştır. 
Bazen bir bankanın internet şubesinin arayüzünü hazırlamak gibi bir işte bu kadar ACEMİLİK gösteren bir mantığın güvenlik algısınının daha kötü olabileceği aklıma geliyor.
İşin kötüsü neredeyse 3 yıldır bu saçmalık değişmiyor.
Durumu internet şubesinin “söz sizde” köşesinden bildirmeme rağmen pek tabii ki hiç bir dönüş  alamadım.

Bir suç aleti olarak poşu


Hukuki anlamda belgelerin içeriğini bilmeden yorum yapmak belki isabetsiz olacaktır… Fakat elde medyanın sundukları dışında pek veri yokken yahut “normal şartlar altında” Cihan Kırmızıgül davasında molotof kokteyli atan birini ararken otobüs durağında poşu takan bir üniversiteli genci göz altına almakla başlayan bu davada gizli tanıkların çarpık ve sonradan geri çektikleri beyanlarına rağmen bu gencin onbir yıl ceza alması tuhaftır…
Tuhaftır çünkü ülkedeki nice faili mechul ve faili malum olaylarda kimseye fiske dahi vurmamıştır. Her zaman değilse de.
Çünkü aynı yargı mekanizması bazen cevval, bazen hantal, bazen uçuk ve bazen de sağduyulu olabilmektedir.
Verilen kararlardaki çarpıklıkları ’hakim bağımsızlığına’ bağlamak, hukuk tekniğinin sığınma noktasıdır. Ancak bunun vicdani olmadığı aşikardır. Karar verirken birey vicdanına bağlı olmak zorunda olmayan hukuk mekanizmasının özellikle tecavüz ve çocuk istismarı ile ilgili verdiği kararlarda, böyle hassas konular diğer siyasi konular gibi değil, çok hassas ve asgari müşterek kabullerden olduğundan ‘kamu vicdanı’ diye bir kıstas dillere pelesenk edildi ve ’sapıklara’ verilen cezalar hukuka uysa da, ‘kamu vicdanına’ uymadığı için eleştirildi.
Konu ‘alengirli’ işlere gelince ise aynı yargı aygıtı için ‘kamu vicdanı’nın’ esamisi okunmuyor.
Bu karar yine tuhaftır çünkü: Biliyoruz ki, şimdi Cihan Kırmızıgül’ü uzun hapis cezasına mahkum eden hakime durum sorulsa, bu kararını destekleyen o kadar çok delilden bahsedecektir ki, Cihan Kırmızıgül’ün belki kendisi bile bu cezayı hak ettiğine ikna olacaktır. Ama durum bu değildir. Sorun kararın sahibi mahkeme de değildir, hakim de…

Durum; varsa bu delillerin kamuoyunca bilinmiyor olması, ya da bilindiği halde medyaya yansıtılmıyor olması yahut daha kötüsü de ortada delilin olmamasıdır. İlk iki halde topun ağzındak olacak olan; medya, üçüncü ve en tehlikeli halde ise yargı olacaktır.
Sorun biz kamuoyuna herhangi bir uzun hapis cezasına değil de, bu hapis cezasına pes dedirtecek noktaya getiren etkenlerin toplamıdır. Bu etkenlerin kaynakları ister yargı, ister iktidar, ister yazılı hukuk olsun, bu ve benzeri bir durumda el-insaf demeyen kalmamıştır.
Tabii ki sadece poşu takmayı suç olarak görenler varsa, onlar haklı olabilirler kendilerince. Ancak mahkeme poşu takmayı suç saymamış, bildiğimiz kadarı ile onu suç aleti sayarak müsadere etmiştir. Meyve bıçağı ile cinayet gibi, eşyanın kendisini bulundurmak suç değil, ancak eşya suça alet olmuştur.
‘Bildiğimiz kadarı’ ile demekteyiz nitekim mahkeme kararlarını internetten inceleyecek çağa henüz gelmedik.
Ajans haberlerinden bildiğimizden ibaret herşey.

Savcının gizli tanıkların ifadelerindeki çelişkilerden ötürü mütaalasında berat istediğini, Cihan Kırmızıgül’ü takip ederek yakaladıklarını söyleyen yedi polisin, yakalama sırasında orada bulunmadıkları, buna rağmen tutanakta imzaları olduğu,  gizli tanığın ifadesinden döndüğünü, Molotoflarda Cihan Kırmızıgül’ün parmak izine rastlanmadığını öğrendik.

Sona ne kalıyor: “Bir suç aleti olarak poşu”

Kamuoyunun hukukçu olmamasının ardına sığınanlara peşin ihtar: “Hukukçu olmak zorunda değiliz”. Bir doktorun yanlış teşhisi ile ölen biri için doktora, hastaneye söylenme hakkımız olduğu kadar, herhalde yargıya da söylenme özgürlüğümüz var…
Uzaktan gazel okumak kolay tabi… diyecek olabilir işin erbabı. Ancak ne yazık ki bu uzaklık diye tabir ettiğimiz mesafe gittikçe daralıyor. Biz de uzaktan gazel okuduğumuz yargıya, bir gün konu olmaktan korkuyoruz. Bir gün otobüs durağından alınarak onbir yıl hapis cezasına çarptırılmaktan korkuyoruz.
Kimse, Cihan Kırmızıgül’ün mutlak masumiyetini savunup, mahkeme olmaya soyunup ‘beraat’ kararı vermek peşinde değil.
Eğer Cihan Kırmızıgül suçlu ise bile, suçunu sabit kılacak gerçek delillerin kamuoyunca bilinmesi hakkaniyete uygun olacaktır. Yok eğer suçu sabit kılacak bir delil yoksa, bu kez de tabii ki gereğinin yapılması gerekecektir. Herhalde kamuoyu bunu istemektedir.

Ancak bu kamuoyuna Cihan Kırmızıgül’ün tahliye olduğu günlerde Sabahat Tuncel ile görüşmesini ‘suç unsuru’ olarak kinayeli olarak göstermekten utanmayan bazı köşe yazarları dahil değildir.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi ile ayrılmış üç kuvvete; yasama, yürütme ve yargıya söylenmek ötedenberi pek tekin bir iş olmamıştır. Ancak vicdan bu üç kuvvetin üzerinde bir olgu olarak özgürdür. Özgür olan bir vicdan da bu mesele için ‘oh olmuş’ diyemez.

HTML5 Web Storage Örneği


HTML5 ile gelen güzel özelliklerden biri de web storage ya da local storagedir. Bu özellik ile kullanıcının bilgisayarında cookielere göre daha geniş ve kolay bilgi saklayabilirsiniz. Kullanıcı bilgisayarında HTML5’i destekleyen son sürüm tarayıcı olması lazımdır. Ayrıca kullanıcı bilgisayarına veri kaydedileceği zaman kullanıcıdan izin istenir. Aşağıdaki örnek üzerinden giderek anlatalım:







if(typeof(Storage)!==“undefined”)
  {
  localStorage.yazar=“Suat ATAN”;
  document.getElementById(“sonuc”).innerHTML=“Yazar: ” +localStorage.yazar;
  }
else
  {
  document.getElementById(“sonuc”).innerHTML=“Tarayıcınız HTML5 veya storage özelliğini desteklemiyor”;
  }



Bu html sayfasını kaydedip bilgisayarınızda deneyebilirsiniz. Html sayfasında öncelikle
if(typeof(Storage)!==“undefined”)
diyerek tarayıcının storage özelliğini destekleyip desteklemediğini araştırdık. Eğer undefined hatası gelmedi ise bu kez locastorage nesnesine yazar diye bir nesne oluşturup
localStorage.yazar=“Suat ATAN”;
diyerek “Suat ATAN” ifadesini atadık.
Şimdi hemen bu ifadeyi yine
localStorage.yazar
diyerek bulunduğu yerden çağırıyoruz. Sonra sonuc adlı mevcut html ifademizin içine yazdırıyoruz.
localstorage nesnemize istediğimiz kadar değişken atayıp saklayabiliriz.
Güzel değil mi?

Google App Engine ücretli mi?


Soru:
Merhaba,

Hocam kitabınızı internetten sipariş ettim, ama elime ulaşmasını bekleyemedim, gidip bir d&r bayisine yarım saatte kitabın %80 ini okudum, şimdi fikir sahibiyim ve engine’e girişmek için kitabı bekliyorum.

Fakat şöyle bir sorum var, kitabın yazıldığı dönemde sanırım app engine ücretsizdi, şimdi ise ücretli. kullanıcı olarak size sorum, fiyat politikası ne kadar iyi? ekşisözlükte biraz yermişler yeni halini. biraz tereddütteyim desem yeridir.

onun dışında geliştirme ortamı gerçekten hayran bıraktı. kesinlikte deneyeceğim.

Cevap:

Kitabın yazıldığı döndemde de şu anda da Google App Engine prensip olarak ücretsiz. Ücretli menüye istediğinizde geçiyorsunuz. Google App Engine fiyat politikası kanaatimce, klasik hosting hizmetinde periyodik olarak ödenen sabit ücret sisteminden daha hakkaniyetli. Server kaynaklarını harcadığınız kadar ödüyorsunuz.

Peki ücretli moda ne zaman geçiliyor?

Sitenizin özelliklerine kalmış. Kabaca tarif etmek gerekirse; aşırı bir ziyaretçi trafiği ile karşılaşmayan, aşırı veritabanı işlemi (ekleme,güncelleme,silme,listeleme) yapmayan, klasik bir site için ücretsiz mod fazlasıyla yeterli. Bir örnek vermek gerekirse kitapta da örneği verilen bazı siteler yanında mesela, Gürpınar Belediyesi (http://www.van-gurpinar.bel.tr) sitesi Google App Engine üzerinden çalışıyor. Ve iki yıldır ücretsiz olarak Google sunucularında barındırılıyor.

Ancak hergün ciddi bir trafik alan bir site/servis kuracaksanız, ki bunun için her halükarda nereden olursa olsun, hosting için ciddi yatırım yapmak gerekecektir, aynı şekilde Google App Engine’de de ücretli moda geçersiniz. Aylık sabit ücret yok. Siz verebileceğiniz aylık veya günlük  bütçenizi sisteme giriyorsunuz, sistem tükettiği kadarını sizin bakiyenizden düşüyor. Kontör mantığı gibi. Bunun nasıl yapılacağı kitapta anlatılıyor.
Şimdi, burada standart bir hosting firmasının aylık şu kadar fiyata şu kadar megabayt alan ve şu kadar bandwith şeklindeki planına göre, Google App Engine’nin bu sistemi karmaşık gelebilir. Çünkü Google App Engine ücretsiz sunduğu 500MB kota dışında, belirli adede kadar maili, belirli güce kadar CPU tüketimini ücretsiz sunup, bunun üzerindekini ücretli modda sunuyor. Bu anlamda her iki hosting çözümünün fiyat karşılaştırması zor olacaktır. Ancak Google App Engine’nin, Google sunucuları üzerinde, Google’nin altyapısı, gücü ve performansı ile sunulduğunu düşünürsek, her halde fiyat politikası konusunda daha az seçici oluruz. Neticede bilişim sektöründe yurtdışında yayılmaya başlayan, sektörde yer eden bir teknoloji…

Saygılarımla…