Müşteri Kavramı Üzerine


Müşteri Kimdir?

Alışveriş eylemine konu olan metayı talep eden ve bunun için bedel ödemeye hazır olan kişi müşteridir. Ancak aynı edimi yapma konusunda potansiyel teşkil eden kişi veya kurumların da müşteri olarak nitelendirildikleri görülmektedir. Arapça ‘iştira’ (satın alma) kökünden gelen müşteri alışveriş ediminde üreticiden çıkan ürünün ulaştığı varsayımsal son noktadır çünkü müşteriler prensipte ‘tüketici’ olarak algılansalar da ‘endüstriyel amaçla’ satın alım yapan kişilerin satın alma işlemini gerçekleştirdikleri yere göre yine müşteridirler. Bunun dışında alıp satmak yolu ile arızi ticari kazançlar için satın alan kişiler de satıcılara göre müşteridir.

Müşterinin satın alacağı ürünü bugün alması gerekmez, ürünü yarın da alabilir. (*1)

İster al, ister alma cümlesine muhatap olan müşteri konseptinden velinimet olan müşteri konseptine

Az sayıda satıcıya karşılık çok sayıda alıcının olduğu aynı zamanda alışveriş metanın kıtlık durumunda olduğu ekonomik koşullarda, satıcı profili çoğunlukla pasif haldedir. Zaman zaman ülkemizde de yaşanmış olan bu sahnede, kapı kapı pazarlama zaten azdır, TV-Marketing, E-ticaret vb. Pazarlama türlerinin esamisi okunmaz. Satıcıların ‘mağaza,dükkan veya bakkaliyeleri” vardır. Yerlerinden dahi kalkmazlar. Müşteri eğer alacaksa ürünleri inceleyebilir, pazarlık pek olmaz, satılan mal geri alınmaz. Bu profilde ticaretin babadan oğula geçmesi pek normaldir. Nitekim müşteri istenmese dahi gelir, bazen bazı müşteriler kovulabilir de.

Ancak ekonomik koşullar girişimcilerin önünü açtıkça doğal olarak azalan kıtlık ve pahalılık durumunda, yanyana iki rakip satıcının arasındaki en büyük satış farkının kaynağı ‘fiyattır’, bu ise maliyetleri azalmak suretiyle olur ki bunun da bir limiti vardır. İşte tam da bu noktada satıcıların farklı sosyal özellikleri ve profesyonellikleri devreye girer.

Güleryüz, ikram, müşterileri ve taleplerini iyi tanıma bu noktada devreye girmektedir. İşte küçük ölçekli satıcılar için bu yönlerin gelişkin olması rakiplerine karşı her zaman avantaj sağlamaktadır. Bu sahnede ise artık müşteri ‘velinimet’ haline gelmiştir.

Müşterinin velinimet haline geldiği sosyoekonomik koşullarda ise ticaret babadan oğula geçtiğinde genelde babanın sahneden çekilmesi sonucunda zamanla batar. Çünkü ne müşteriler tanıdıkları emektar esnafın halefini tanırlar, ne de genç halef eski müşterileri. Yine bu tip işletmelerin ani büyümeleri de kontrol altına alınamayarak aynı sonucu doğurur.

Her iki durum da da müşteri kavramı tüm alt özellikleri ile birlikte kilit unsur olarak karşımıza çıkar. Müşteriyi tanımak, ihtiyaçlarını bilmek, analiz etmek ve en iyiyi sunmak büyük çaplı işletmelerde insan hafızasına hatta kağıtlara teslim edilemeyecek süreçlerdir.

Müşterinin gerçek kimliği için CRM

Müşterilerin tabiri caizse şecerelerine kadar tüm verilerini (bazı işletmelerin müşterilerinin eş ve çocuklarının adları sormalarına atfen) büyük veritabanlarında saklamak ve verileri ile veri madenciliği üzerinden ‘kehanet yapmanın’ ötesinde bir süreç olarak CRM geçmişte küçük dükkan sahibi emektar esnafın farkına varmadan yaptığı ve adı konmamış bir iştir. Müşteriler sadece ‘satış odaklı’ olarak her yönden bilinir, ona en iyi sunulur, tüm bilgiler ise hata yapacağına ihtimal verilmeyen hafıza ve dükkan defterlerindeki küçük notlardır.

Büyük işletmelerin bunu hafıza yoluyla saklamalarına olanak olmadığına göre devreye veritabanları girmektedir. Müşterinin teorik anlamının ötesinde, pratikte değişkenlik arz eden ve neredeyse her biri için ayrı bir dünya tanımımı hak eden, zevkleri talepleri, ihtiyaçları, ekonomik güçleri güncel olarak saklanır. CRM burada başlamaz elbette. CRM bu verilerin kullanılarak, müşterinin AIDA (Attention,Intrest,Desire,Action) içinde Desire sürecinden hatta Intrest sürecinden itibaren mümkünse ismiyle hitabından (bazı call-centerler mükemmelce uyguluyor) müşterilerin geçmiş satış bilgilerine, ihtiyaçlarına bakarak verileri kısa günün karı satış yapmaktan öte, müşterinin ihtiyaçları ve uzun vadede müşteri sadakatini temin odağında kullanarak başlar. Satın alımla devam eder. Teknik destekler, tatmin anketleri vb ile yaşar, müşterinin ikinci satınalım sürecine kadar sürer gider.

Fantastik CRM Senaryoları

Değişen müşteri kavramı ve tamamen olmayacaksa da büyük ölçüde sanallaşacak olan piyasalarda artık akıllı reklamların (Google, Facebook gibi hizmetlerin arkaplanlarında sitedeki hareketlerimizi algoritmaları ile yorumlayarak ilgilerimizi keşfederek bize en uygun reklamı göndermesi) sayesinde neredeyse arayıp da bulamadığız bir çok şeyi reklamını görmekteyiz. Hatta Facebook’un ‘reklamı beğenme ya da beğenmeme’ sistemi ile reklam hakkında tek mouse hareketi ile reklamı kaldırırken aynı zamanda reklamverenlere ve Facebook’un kodlardan oluşan akıllı ‘pazarlama departmanına’ bilgi vermekteyiz.

Bu husus başarıldığına göre gelecekte marketten aldığımız süt veya kedimizin mamasını alış periyotlarımız da milyonlarca “if else” kod bloğundan geçtikten ve belki de yüzde yüze yakın tahminle bilineceğinden markete ikinci uğrama tarihimiz de ‘üst akıl’ olan yazılımsal kodlar tarafından bilinerek, belki de biz markete gitmeden kapımıza gelmiş olacaktır.

Ya da şu an bile Symbian ve bir çok mobil platformda (cep telefonları) var olan “Tag Reading” sayesinde gerçek dünyadaki matbu ‘mobile tag’lar barkod gibi telefon tarafından okunabilmektedir. (*2)



Böylelikle küçücük bir reklam broşüründeki tagı bile cep telefonumuzun objektifine alır almaz reklamaı yapılan firma hakkında neredeyse herşeye ulaşmaktayız.

Elbette bu durumun da ‘ötesi’ şu olabilir. Yine markete gidip sevdiğiniz ve biraz da pahalı özel bir tip marmelat kavanozu üzerindeki tag’ı cep telefonunuzla okutturuyorsunuz. Sonra cep telefonunuz 3.parti bir sitenin fiyat veritabanına da daha önce bu siteye üye olmuş olduğunuz için bağlanıyor. Site size 2 sokak ötedeki markette aynı ürünün daha ucuza satıldığını söylüyor. Hatta daha da ileri gidelim, bahsettiği marketteki son 3 adet kavanozun olduğunu yeni partinin bir hafta sonra geleceğini söylüyor.

Şüphesiz bu duruma gelecek olan piyasa içinde CRM, müşteri ilişkileri, pazarlama hatta muhasebe ile ilgili tüm taşlar yerinden oynayacak ‘müşteri’ kavramı yeniden tanımlanacaktır.

Yeniden tanımlanacak olan bu müşteri kavramında müşteri velinimet ile ‘ister alsın ister’ almasın ekseninin ötesinde, ticari ekosistem içerisinde, kilit bir unsur olarak, neredeyse tüm ekonomik sistemin, ücretini verdiği müddetçe her türlü ihtiyacı karşılanan hatta ihtiyaç duyduğu şeylerin bile kararı onun adına verilen bir ‘monark‘ haline gelmek üzeredir.

 

 

 

 

Kaynakça:

1:

http://aggie-horticulture.tamu.edu/greenhouse/nursery/guides/econ/merchandising/customer.html (Texas A&M University web sayfalarından)

2:

http://tag.microsoft.com/

http://yahoyt.com/h/9353/microsofttag-2-milyarrakaminaulasti

Reklamlar

Müşteri Kavramı Üzerine


Müşteri Kimdir?

Alışveriş eylemine konu olan metayı talep eden ve bunun için bedel ödemeye hazır olan kişi müşteridir. Ancak aynı edimi yapma konusunda potansiyel teşkil eden kişi veya kurumların da müşteri olarak nitelendirildikleri görülmektedir. Arapça ‘iştira’ (satın alma) kökünden gelen müşteri alışveriş ediminde üreticiden çıkan ürünün ulaştığı varsayımsal son noktadır çünkü müşteriler prensipte ‘tüketici’ olarak algılansalar da ‘endüstriyel amaçla’ satın alım yapan kişilerin satın alma işlemini gerçekleştirdikleri yere göre yine müşteridirler. Bunun dışında alıp satmak yolu ile arızi ticari kazançlar için satın alan kişiler de satıcılara göre müşteridir.

Müşterinin satın alacağı ürünü bugün alması gerekmez, ürünü yarın da alabilir. (*1)

İster al, ister alma cümlesine muhatap olan müşteri konseptinden velinimet olan müşteri konseptine

Az sayıda satıcıya karşılık çok sayıda alıcının olduğu aynı zamanda alışveriş metanın kıtlık durumunda olduğu ekonomik koşullarda, satıcı profili çoğunlukla pasif haldedir. Zaman zaman ülkemizde de yaşanmış olan bu sahnede, kapı kapı pazarlama zaten azdır, TV-Marketing, E-ticaret vb. Pazarlama türlerinin esamisi okunmaz. Satıcıların ‘mağaza,dükkan veya bakkaliyeleri” vardır. Yerlerinden dahi kalkmazlar. Müşteri eğer alacaksa ürünleri inceleyebilir, pazarlık pek olmaz, satılan mal geri alınmaz. Bu profilde ticaretin babadan oğula geçmesi pek normaldir. Nitekim müşteri istenmese dahi gelir, bazen bazı müşteriler kovulabilir de.

Ancak ekonomik koşullar girişimcilerin önünü açtıkça doğal olarak azalan kıtlık ve pahalılık durumunda, yanyana iki rakip satıcının arasındaki en büyük satış farkının kaynağı ‘fiyattır’, bu ise maliyetleri azalmak suretiyle olur ki bunun da bir limiti vardır. İşte tam da bu noktada satıcıların farklı sosyal özellikleri ve profesyonellikleri devreye girer.

Güleryüz, ikram, müşterileri ve taleplerini iyi tanıma bu noktada devreye girmektedir. İşte küçük ölçekli satıcılar için bu yönlerin gelişkin olması rakiplerine karşı her zaman avantaj sağlamaktadır. Bu sahnede ise artık müşteri ‘velinimet’ haline gelmiştir.

Müşterinin velinimet haline geldiği sosyoekonomik koşullarda ise ticaret babadan oğula geçtiğinde genelde babanın sahneden çekilmesi sonucunda zamanla batar. Çünkü ne müşteriler tanıdıkları emektar esnafın halefini tanırlar, ne de genç halef eski müşterileri. Yine bu tip işletmelerin ani büyümeleri de kontrol altına alınamayarak aynı sonucu doğurur.

Her iki durum da da müşteri kavramı tüm alt özellikleri ile birlikte kilit unsur olarak karşımıza çıkar. Müşteriyi tanımak, ihtiyaçlarını bilmek, analiz etmek ve en iyiyi sunmak büyük çaplı işletmelerde insan hafızasına hatta kağıtlara teslim edilemeyecek süreçlerdir.

Müşterinin gerçek kimliği için CRM

Müşterilerin tabiri caizse şecerelerine kadar tüm verilerini (bazı işletmelerin müşterilerinin eş ve çocuklarının adları sormalarına atfen) büyük veritabanlarında saklamak ve verileri ile veri madenciliği üzerinden ‘kehanet yapmanın’ ötesinde bir süreç olarak CRM geçmişte küçük dükkan sahibi emektar esnafın farkına varmadan yaptığı ve adı konmamış bir iştir. Müşteriler sadece ‘satış odaklı’ olarak her yönden bilinir, ona en iyi sunulur, tüm bilgiler ise hata yapacağına ihtimal verilmeyen hafıza ve dükkan defterlerindeki küçük notlardır.

Büyük işletmelerin bunu hafıza yoluyla saklamalarına olanak olmadığına göre devreye veritabanları girmektedir. Müşterinin teorik anlamının ötesinde, pratikte değişkenlik arz eden ve neredeyse her biri için ayrı bir dünya tanımımı hak eden, zevkleri talepleri, ihtiyaçları, ekonomik güçleri güncel olarak saklanır. CRM burada başlamaz elbette. CRM bu verilerin kullanılarak, müşterinin AIDA (Attention,Intrest,Desire,Action) içinde Desire sürecinden hatta Intrest sürecinden itibaren mümkünse ismiyle hitabından (bazı call-centerler mükemmelce uyguluyor) müşterilerin geçmiş satış bilgilerine, ihtiyaçlarına bakarak verileri kısa günün karı satış yapmaktan öte, müşterinin ihtiyaçları ve uzun vadede müşteri sadakatini temin odağında kullanarak başlar. Satın alımla devam eder. Teknik destekler, tatmin anketleri vb ile yaşar, müşterinin ikinci satınalım sürecine kadar sürer gider.

Fantastik CRM Senaryoları

Değişen müşteri kavramı ve tamamen olmayacaksa da büyük ölçüde sanallaşacak olan piyasalarda artık akıllı reklamların (Google, Facebook gibi hizmetlerin arkaplanlarında sitedeki hareketlerimizi algoritmaları ile yorumlayarak ilgilerimizi keşfederek bize en uygun reklamı göndermesi) sayesinde neredeyse arayıp da bulamadığız bir çok şeyi reklamını görmekteyiz. Hatta Facebook’un ‘reklamı beğenme ya da beğenmeme’ sistemi ile reklam hakkında tek mouse hareketi ile reklamı kaldırırken aynı zamanda reklamverenlere ve Facebook’un kodlardan oluşan akıllı ‘pazarlama departmanına’ bilgi vermekteyiz.

Bu husus başarıldığına göre gelecekte marketten aldığımız süt veya kedimizin mamasını alış periyotlarımız da milyonlarca “if else” kod bloğundan geçtikten ve belki de yüzde yüze yakın tahminle bilineceğinden markete ikinci uğrama tarihimiz de ‘üst akıl’ olan yazılımsal kodlar tarafından bilinerek, belki de biz markete gitmeden kapımıza gelmiş olacaktır.

Ya da şu an bile Symbian ve bir çok mobil platformda (cep telefonları) var olan “Tag Reading” sayesinde gerçek dünyadaki matbu ‘mobile tag’lar barkod gibi telefon tarafından okunabilmektedir. (*2)



Böylelikle küçücük bir reklam broşüründeki tagı bile cep telefonumuzun objektifine alır almaz reklamaı yapılan firma hakkında neredeyse herşeye ulaşmaktayız.

Elbette bu durumun da ‘ötesi’ şu olabilir. Yine markete gidip sevdiğiniz ve biraz da pahalı özel bir tip marmelat kavanozu üzerindeki tag’ı cep telefonunuzla okutturuyorsunuz. Sonra cep telefonunuz 3.parti bir sitenin fiyat veritabanına da daha önce bu siteye üye olmuş olduğunuz için bağlanıyor. Site size 2 sokak ötedeki markette aynı ürünün daha ucuza satıldığını söylüyor. Hatta daha da ileri gidelim, bahsettiği marketteki son 3 adet kavanozun olduğunu yeni partinin bir hafta sonra geleceğini söylüyor.

Şüphesiz bu duruma gelecek olan piyasa içinde CRM, müşteri ilişkileri, pazarlama hatta muhasebe ile ilgili tüm taşlar yerinden oynayacak ‘müşteri’ kavramı yeniden tanımlanacaktır.

Yeniden tanımlanacak olan bu müşteri kavramında müşteri velinimet ile ‘ister alsın ister’ almasın ekseninin ötesinde, ticari ekosistem içerisinde, kilit bir unsur olarak, neredeyse tüm ekonomik sistemin, ücretini verdiği müddetçe her türlü ihtiyacı karşılanan hatta ihtiyaç duyduğu şeylerin bile kararı onun adına verilen bir ’monark’ haline gelmek üzeredir.

 

 

Kaynakça:

1:

http://aggie-horticulture.tamu.edu/greenhouse/nursery/guides/econ/merchandising/customer.html (Texas A&M University web sayfalarından)

2:

http://tag.microsoft.com/

http://yahoyt.com/h/9353/microsofttag-2-milyarrakaminaulasti

Python ile evrensel listeler oluşturma


Fantastik amaçla veya Brute Force Attack(Deneme yanılma ile şifre saldırıları) için  evrende belirli karakter sayıları arasındaki var olabilecek tüm harf ve sayı kombinasyonlarını oluşturarak text dosyasına yazan bir python betiği temin ettim.

Bkz: http://www.backtrack-linux.org/forums/old-programming/10805-another-password-wordlist-generator-python.html

Bu betik, çalıştırılınca önce kombinasyon tipini soruyor, bu kombinasyon sadece sayılardan oluşabileceği gibi sayılar,harfler (büyük ve küçük) de olabilir. Sonra en küçük uzunluk ile en büyük uzunluğu soruyor daha sonra kombinasyonları oluşturarak wordlist.txt dosyasına yazıyor. Elbette büyük uzunluktaki şifreleri oluşturmak saatler sürebiliyor.

Ancak baştan belirteyin. Brute Force Attack uygulamaları teoride münkün olsa da pratikte daha hayır vermedi hiç bir hacker adayına:)

İşte o kodlar:

f=open('wordlist', 'w')

def xselections(items, n):
    if n==0: yield []
    else:
        for i in xrange(len(items)):
            for ss in xselections(items, n-1):
                yield [items[i]]+ss

# Numbers = 48 - 57
# Capital = 65 - 90
# Lower = 97 - 122
numb = range(48,58)
cap = range(65,91)
low = range(97,123)
choice = 0
while int(choice) not in range(1,8):
    choice = raw_input('''
    1) Numbers
    2) Capital Letters
    3) Lowercase Letters
    4) Numbers + Capital Letters
    5) Numbers + Lowercase Letters
    6) Numbers + Capital Letters + Lowercase Letters
    7) Capital Letters + Lowercase Letters
    : ''') 

choice = int(choice)
poss = []
if choice == 1:
    poss += numb
elif choice == 2:
    poss += cap
elif choice == 3:
    poss += low
elif choice == 4:
    poss += numb
    poss += cap
elif choice == 5:
    poss += numb
    poss += low
elif choice == 6:
    poss += numb
    poss += cap
    poss += low
elif choice == 7:
    poss += cap
    poss += low

bigList = []
for i in poss:
    bigList.append(str(chr(i)))

MIN = raw_input("What is the min size of the word? ")
MIN = int(MIN)
MAX = raw_input("What is the max size of the word? ")
MAX = int(MAX)
for i in range(MIN,MAX+1):
    for s in xselections(bigList,i): f.write(''.join(s) + '\n')

Python ile evrensel listeler oluşturma


Fantastik amaçla veya Brute Force Attack(Deneme yanılma ile şifre saldırıları) için  evrende belirli karakter sayıları arasındaki var olabilecek tüm harf ve sayı kombinasyonlarını oluşturarak text dosyasına yazan bir python betiği temin ettim.

Bkz: http://www.backtrack-linux.org/forums/old-programming/10805-another-password-wordlist-generator-python.html

Bu betik, çalıştırılınca önce kombinasyon tipini soruyor, bu kombinasyon sadece sayılardan oluşabileceği gibi sayılar,harfler (büyük ve küçük) de olabilir. Sonra en küçük uzunluk ile en büyük uzunluğu soruyor daha sonra kombinasyonları oluşturarak wordlist.txt dosyasına yazıyor. Elbette büyük uzunluktaki şifreleri oluşturmak saatler sürebiliyor.

Ancak baştan belirteyin. Brute Force Attack uygulamaları teoride münkün olsa da pratikte daha hayır vermedi hiç bir hacker adayına:)

İşte o kodlar:

f=open('wordlist', 'w')

def xselections(items, n):
if n==0: yield []
else:
for i in xrange(len(items)):
for ss in xselections(items, n-1):
yield [items[i]]+ss

# Numbers = 48 - 57
# Capital = 65 - 90
# Lower = 97 - 122
numb = range(48,58)
cap = range(65,91)
low = range(97,123)
choice = 0
while int(choice) not in range(1,8):
choice = raw_input('''
1) Numbers
2) Capital Letters
3) Lowercase Letters
4) Numbers + Capital Letters
5) Numbers + Lowercase Letters
6) Numbers + Capital Letters + Lowercase Letters
7) Capital Letters + Lowercase Letters
: ''')

choice = int(choice)
poss = []
if choice == 1:
poss += numb
elif choice == 2:
poss += cap
elif choice == 3:
poss += low
elif choice == 4:
poss += numb
poss += cap
elif choice == 5:
poss += numb
poss += low
elif choice == 6:
poss += numb
poss += cap
poss += low
elif choice == 7:
poss += cap
poss += low

bigList = []
for i in poss:
bigList.append(str(chr(i)))

MIN = raw_input("What is the min size of the word? ")
MIN = int(MIN)
MAX = raw_input("What is the max size of the word? ")
MAX = int(MAX)
for i in range(MIN,MAX+1):
for s in xselections(bigList,i): f.write(''.join(s) + 'n')

Python ile Url Post kullanarak web sayfalarına konsol üzerinden veri yollamak


import urllib

import urllib2
url = 'http://suatatan.com/addmessage'

values = {
    'sender_name' : 'Cemil',
    'sender_mail' : 'cemil@cemile.com',
    'text' : 'otomatik mesaj' 	  }

data = urllib.urlencode(values)

talep = urllib2.Request(url, data)

cevap = urllib2.urlopen(talep)

cevap_metni = cevap.read()

print cevap_metni

suatatan.wordpress.com

Bu uygulama python konsolunda çalıştırıldığı zaman belirtilen url’ye belirtilen datalar yollanır ve sonuç ekrana print edilir.  Buradaki url web formun kendisi değil data yollanacak web formdaki html dosyalarında <form> tagında action ile yönlendirilen site olmalıdır. Values değerleri ise array formunda olup, data yollancak web formundaki <form> tagları arasındaki input,radio button, textarea gibi elementlerin ID değerleri ve gönderilmek istenen değerleridir.

 

Python ile Url Post kullanarak web sayfalarına konsol üzerinden veri yollamak


import urllib

import urllib2
url = 'http://suatatan.com/addmessage'

values = {
'sender_name' : 'Cemil',
'sender_mail' : 'cemil@cemile.com',
'text' : 'otomatik mesaj' }

data = urllib.urlencode(values)

talep = urllib2.Request(url, data)

cevap = urllib2.urlopen(talep)

cevap_metni = cevap.read()

print cevap_metni

suatatan.wordpress.com

Bu uygulama python konsolunda çalıştırıldığı zaman belirtilen url’ye belirtilen datalar yollanır ve sonuç ekrana print edilir.  Buradaki url web formun kendisi değil data yollanacak web formdaki html dosyalarında

tagında action ile yönlendirilen site olmalıdır. Values değerleri ise array formunda olup, data yollancak web formundaki tagları arasındaki input,radio button, textarea gibi elementlerin ID değerleri ve gönderilmek istenen değerleridir.

Wikileaks ve İngiliz gizli arşivleri


Wikileaks sitesi son bombası ile yeni kurulmuş izlenimini verse de 2006’dan beri yayında olan bir site. Wikileaks.org üzerinden yayın yapan (gerçi çok yaşatmayabilirler) bu sayfada Türkiye ilgili diplomatik yazışmalar ‘bomba’ tesiri yapsa da bir hafta önce okuduğum Sayın Jan Devletoğlu’na ait “İngiliz Gizli Arşivlerinde 12 Eylül Darbesinin Ayak Sesleri” adlı kitapta, İngilizlerin resmi arşiv süresi geçtiği için wikileaks’tan önce kendilerinin güzel güzel kamuoyuna açtığı belgeleri (bazıları İngiliz dışişlerince sansürlenmiş de olsa) okuyunca wikileaks’ın bomba tesirinin pek de olmadığını gördüm.

Ancak ve ancak medyamızın ve tüm dünya medyasının biraz mübalağası yüzünden ‘bomba’ tesiri yapıyor. Konu wikileaks’ın doğruluğu veya yanlışlığı değildir. Bir çok kişi belki de diplomasinin yer altında ülkelerin birbirlerinin liderlerinin ‘en ince zevklerine’ kadar kayıt altına alındığını yeni öğrendiği için bomba tesiri yapıyor. Ayrıca bu belgeler ‘ingiliz arşivlerinde’ olduğu gibi aynı şekilde dedikoduları da içeriyor. Yani şaşılacak bir durum yok.

İşin ironik tarafı bir çok ülkenin bu belgelerin ele ayağa düşmesini “ABD kendisini gözden geçirsin” diye sanki ABD’den daha usta bir istihbarat ve kurumsal bilgi güvenliği varmış gibi değerlendirmesi. Bir kere bu belgelerin ABD’nin meşhur deyimle “diplomasinin 11 Eylülü” olarak, orijinal 11 Eylül’ü gibi şaibeli olmadığını nereden biliyorsunuz? Hatırlanacağı üzere ABD Saddam’ın çocuklarının insanlık dışı işkenceden geçmiş fotoğrafları ve Irak’daki bir çok ‘icraat’ fotoğrafı’ da güya sızdırılmıştı. Oysa bu sızdırmaların da kasıtlı olduğu yönünde bir çok mantıki mesnet var. Bunlardan mesnetlerden en önde geleni, ABD’nin gücünü dünya kamuoyuna arasıra kendisi dışındaki hatta aleyhindeki yayınlarla duyurması olabilir.

Bu paradoksal marketing uygulamasının bir benzerini geçmişte Türkiye Mason Locaları web sayfası yapmıştı. Sayfadaki bir anket formunda “Masonluğu nereden öğrendiniz” şeklinde bir soruya karşılık cevaplardan biri “Anti-masonik yayınlardan” (Harun YAHYA vb. kastediliyor) idi.

Paradoksal marketing diyorum nitekim marketing(pazarlama) uygulamaları arasında böyle bir tür henüz yok. Kişi veya kurumlar kendileri dışında ve tevatür hükmüyle kendileri ile ilgilerinin olmadığı ıspatlanabilir şekilde olan kaynaklardan kendileri hakkında paradoksal reklamlar yapıyorlar.

Başka bir deyimle bir çok kişi Masonluğun gücünü Harun YAHYA kitaplarından öğrenmiş oluyor. Elbette nefret edip etmemek kendilerinin takdiri oluyor.

Wikileaks’ın web sunucularının gizli olduğu yönünde dedikodular (tıkırtı gazetesi yahut gayrı resmi web paylaşımlar üzerinden) için wikileaks.org sitesine girmenizi tavsiye ederim. (Yazının yazıldığı zamandan sonra hack edilmemiş ya da iyi olan şeyleri zaten bizim için yayınlanmasına izin veren sevgili büyüklerimiz engellememiş ise). Haber Türk Genel Yayın Yönetmeni Sayın Yiğit Buhur wikileaks’ın sunucualarının gizli olamayacağı yönündeki fikre katılıyor. Ancak Bloomberg ekranından yaptığı vahim bir teknik hata vardı. Sunucuların bilgisayarlara ‘cookie’ bırakmasından ötürü sunucunun yerinin bulunabileceğini bildirdi. Böyle bir şeyin olamayacağını tüm web programcıları takdir edecektir. Cookie’lerin 1 Kb’ aşmayan küçük dosyalar olduğunu ve yanlızca ufak kullanıcı verilerini kaydedebileceğini, dahası kullanıcı isterse bunları silebileceğini Sayın Yiğit Buhur bilmeliydi.

İyi olan husus şu ki, bugün Türkiye’de Ergenekon soruşturmasından sonra patlayan “gizli bilgi” merakı ve sansasyonlar tamamen ‘internet’ sayesinde olmuştur. İnternet, bilgiyi halka indirmiş, kitaplar arasında kalan ‘üst’ bilgileri herkesin hizmetine sunmuştur. Bu yönü ile rüşdünü de ıspatlamıştır. Yoksa 1980’lerde Jitem ile ilgili yazılan kitaplarda Jitem’in 1950’lerde Türkiye’nin Nato’ya giriş sürecinde kurulduğu (isimleri farklı olsa da ‘çekirdeği’ aynı olarak), hatta benzer yapıların diğer Nato ülkelerinde de ihdas edildiği bangır bangır bağrılmasına rağmen, internet gibi bir ‘keramet’ olmadığından bu gerçeği sadece ‘ehli’ biliyordu. Doğal olarak da internet çıkana kadar kimse öğrenmemişti. Hatta halen bilmeyenler var.

Kitaplar dünyasına karşı (fanatiği de olsam kabullenmekte fayda var) internetin rüşdünü ıspatı bana tarihteki süreci hatırlatıyor.

 

  • Yazı ilk icad olunduktan sonra malum olduğu üzere sadece bir elitin bilgi saklama ve paylaşma aracıydı. Bilgi Tanrı’nın ve özel insanlarındı.

 

  • İncilin Latincesi sayesinde hiç olmazsa Latince bilenler Tanrı’nın kelamını anladılar. 1522’de Martin Luther’in İncil’i çevirmesi ile Tanrısal bilgi daha da yayıldı. Başka bir deyimle her ne olursa olsun bilgi elitten halka indi.
  • Gutenberg sayesinde matbanın gelişimi ile el yazmaları ile yavaş yayılan bilgiler daha fazla insana ulaştı. Kitabı olan herkes bilgiye ulaşıyordu. Ama handikap şuydu. Belki de kitaptaki tek cümlelik çok özel bir sırra erişim için ‘kitapları okumak’ gerekiyordu. Buna ne herkesin zamanı ne se sabrı vardı.
  • İnternetin ya da HTTP (Hyper Text Transfer Protocol) ile Hypertextler yani ekrandan okuduğumuz, bir kısmını gizleyebildiğimiz içinde Ctrl+F ile arama yapabildiğimiz, bilgisayarımıza kopyalayabildiğimiz, çıktısını alabildiğimiz hiper-metinlerden sonra bilgi yayılmayı bırakın tabiri caizse mizahi deyimle ‘ele ayağa düştü’.

 

Wikileaks gibi sitelerin ‘bombaları’ işte bu sürecin devamıdır. Yoksa bugüne kadar kitap sayfaları arasında bombalar patlatılıyordu ve halen patlatılmaktadır. Gazali’nin deyimi ile kağıt üzerine ‘ateş’ yazınca kağıt alev almaz. Ama Hyper text’e ‘ateş’ yazınca dünya kavruluyor.

 

01.10.2010

Suat ATAN

VAN