LAİKLİK NEDEN İYİ BİR ŞEYDİR?


Bu ülkede adının arkasına sığınılarak, arkasına sığınılan kavrama en büyük hakareti yapanların acımadan kalkan diye kullandıkları Vatan, Millet, Din, Ulus, Bayrak gibi kavramlara laikliği eklemek gerekir.

Bugüne değin Laik=La-din (dinsiz) eşitlemesini yapanlar hem laikliğin hem de din mefhumunun en büyük düşmanı olmuşlardır. Bir bakıma din kavramı ile alıp veremediği olup da tam da ateist olamayanlar bulundukları noktanın laiklik olduğunu zannetmişlerdir.

Laikliğin din ve devlet işlerinin ayrılması prensibi olduğunu bir daha hatırlatmaya gerek yok. Laiklik bu ise Türkiye’nin laik olmadığı da bir gerçektir. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı din ve devlet işlerinin en çok birbirine karıştığı kurumdur. Evet, tabiatı itibarı ile diyanet işleri başkanlığının yasama eyleminde fonksiyonu yoktur yani dini temsil eden bir kurum olarak kanunların diniliğini denetleyemez ve yorumlayamaz. Oysa kanunların diyanet işleri hatta yanlızca diyanet işleri değil, patrikhaneler, cem evleri ve diğer dinsel cemiyetler üzerinde tahakküm gücü vardır. Yani devlet din işlerine karışır. Şimdi bizim meşhur laiklik tanımını tekrar hatırlayalım. “din ve devlet işlerinin birbirine karşımaması” peki pratikte ne oluyor; dinin devlet işlerine karışmaması devletin ise dine karışması, hutbelerin konusunu belirleyebilmesi, patriklerin ekümen diye hitap edilmesine karşı çıkması, cem evlerine selam bile vermemesi…

Laikliliğin “din ve devlet işlerinin birbirinden soyutlanması “ olarak algılamanın; ne derece sağlıklı olacağı hususu her zaman tartışılır. Yukarıdaki zihin jimnastiğimize göre din işlerini kendi haline bırakıp din ve devlet işlerini birbirinden soyutlanmadığı için Türkiye’nin tam laik olmadığını öngörmüştük. Oysa iyi biliyoruz ki bunun da sağlıklı bir şey olmadığı açık. Nitekim din özü itibari ile gönüllü içtimaileşmenin en güçlü katalizörüdür. Din kavramı çatısı altında buluşan cemiyet ve cemaatler elbette belirli hukuki mevzuata tabi olmadıklarında kontrol dışı olurlar. Bu durum ise devletin laik olayım derken farkında olmadan; kurtarılmış bölgelerin ortaya çıkmasına neden olur.

Papa 16. Benedikt’in Türkiye ziyareti, laiklik, din-devlet ilişkileri gibi konularda herkesin kafasında çeşitli soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden olmuşur.

Bunlardan en önemlisi; Papa ile Diyanet işleri başkanı Bardakoğlunun ortak basın açıklaması yaparken ortaya çıkardıkları ve daha çok tartışılacak karede ortaya çıkıyor.

Laik orijinli, daha doğru bir ifade ile laik dünyanın iki dini temsilcisi; laik dünyaya dinleri ve dinleri arası diyalog hakkında resmi açıklama yaptılar.

Daha da düşündürücü olanı Papa’nın Ayasofya’da Hıristiyanlığı çağrıştırmadan dua etmesi ve İstanbul müftüsü ile aynı safta sanki dinler üstü bir ayin yapmasıydı. Bu durum akla bütün dünyanın ortak dili diye ortaya çıkarılan Esperanto dilinin acaba dinsel karşılığı mı ortaya çıkıyor sorusunu getiriyor. Yani farklı dinlerin aynı anda Tanrı’ya yalvarabilmelerini sağlayan uluslar arası genel-geçer ayin seremonisi…

Evet, bunun imkânsız olduğu, imkân kabilinden olsa da tüm dünyada uygulanamayacağı açık. Hatta kritik pozisyonuna rağmen Papa’nın dikkatsiz davranarak Ayasofya’da istavroz çıkarması veya İstanbul İl Müftüsünün İslamiyet’e has bir dini eylem gerçekleştirmesi toplumsal infiale neden olabilirdi.

Peki, laiklik neden iyi bir şeydir?

Ayasofya’nın birçoğumuzun da Papa’nın gelmesi ile medyadan öğrendiği ilginç tarihi serüveni bu sorununun cevabını yanıtlıyor:

Ayasofya Osmanlılar zamanında Kiliseden Camiye çevrilmiş, Atatürk zamanında ise Atatürk’ün emri ile müzeye çevrilmiş ve ibadete kapanmıştır.

Düşünün ki Ayasofya halen Cami olarak yaşıyor.

Düşünün ki Bizans’ın bir daha diriliyor, Sultan Ahmet Camiini kiliseye çevirip ibadete açıyor.

Ayasofya’nın camiye çevrilmesinin iyi mi kötü mü olduğundan ziyade; bunun şimdiki sonuçlarına bakmak daha rasyonel olacaktır.

İşte tam bu noktada barışı sağlayan unsurun laik siyasi düşüncenin olduğunu unutmamak gerekir. Atatürk Ayasofya’ya Ayasofya’nın her iki dindeki sembolizmasına bakmadan “bizim olmuş artık” düşüncesi ile baksaydı bugün Papa’nın kıbleye dönüp kıyamda durarak dünyaya verdiği mesajı izleyemiyor olacaktık.

Daha açık bir ifade ile laiklik; dünya toplumlarının sahip olduğu farklı dinlerin barış içinde birbiri ile yaşaması amacı ile devletin tüm dinlere eşit mesafede bulunması ve din işlerine geleneksel kontrol mekanizması dışında hiçbir suretle karışmaması ve devletin sahip olduğu hukuki, siyasal, sosyal ve kültürel güç ve mirasın herhangi bir dine atfedilmemesidir.

Laiklik tanımının böyle olması veya en azından böyle yorumlanmasının daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s