Mardin Deyrrüzzaferan Kilisesinde


Rüya Tarihi: 28.Ekim.2006
Görüldüğü Yer: İstanbul
Fotoğraflardan bakmak dışında hiç görmemiş olduğum Mardin Deyrüzzaferan Süryani Kilisesindeydim. Uzunca bir avlu görüyordum. Taşlar muntazaman dizilmiş ve kare şeklindeydi. Uzun zaman üzerinde gidip gelmekten iyice parlamış ve köşeleri yumuşamıştı bu zemin taşlarının. Her taşın üzerinde ayrı bir lisanla tek bir kelime yazıyordu.
Bir kaç kere bu avluyu dikkatle baştan sona yürüdüm, taşları dikkatle inceledim.
Uzunlamasına bir sıra taşların üzerinde Tanrının 99 isimi Arapça yazılı idi. Her birini dikkatle inceleye inceleye sona kadar gittim.
En son isimden sonra alfabe yine değişiyor ve anlamadığım bir lisana geçiyordu.
Bu sıra taşlar da bittikten sonra ayin yerinde papaz ve yüzlerini seçemediğim bazı insanlar ayin yapıyorlardı.
Kalabalığın daha da ötesine bakınca bir el şeklinde kazılmış bir çukur gördüm. Sonra bu çukurun 2 tane olduğunu farkettim.
Daha sonra papaz ile buluşuyorduk. Papazın mütevazı bir evi vardı.
Papaz bir din adamından çok normal bir vatandaşa benziyordu.
Aynı rüyada çok yüksek plak şeklinde taşların üzerine çıkıp pagan dinlerine ait semboller gördüm.
Güncelleme:
Bu rüyadan yıllar sonra 23 Ekim 2011’de Deyruzzaferan Kilisesini dolaşmak için Mardin’e gittim. Kiliseden içeri girdiğimde memleketim olan Van’daki büyük deprem haberini aldım ve merak ettiğim bu mekanı gezemedim ve geri döndüm.
Reklamlar

ÖN YARGI ÜZERİNE


Genlerinizin o bilmediğiniz saflığı size “öteki” olanlara yani sizin “olmadığınızı sandığınız” ve sizden sonrakilerin “olmayacağını temenni ettiklerinize” kin kusma hakkını veriyor mu? Öz be öz …. olmak, öz be öz ….. olamama talihsizliğine sahip olanlara nefret hakkı için yeterli bir sebep midir?

Hitler henüz bizim onu yaptıkları ile tanımadan önce; gençlik yıllarında “Yahudi düşmanlığını yahut Antisemitizm’ini” geliştirirken, atalarının saf Alman ırkı olup olmadığını da araştırmış ve yazılanlara göre babaannesi tarafında Yahudi kanı olma ihtimali ile karşı karşıya kalmış. Eh haliyle bunu kabul etmemiş ve her halde fazla kurcalamadan bu araştırmayı bir kenara atmış…

***

“Anneannem” kitabının yazarı Fethiye ÇETİN her ne kadar Ermeni düşmanı olmasa da anneannesinin gerçek kimliğini, yani Ermeni olduğunu tam olarak öğrendiğinde yaşadığı hislerden olacak ki “Anneannem” kitabını yazdı.

***
Bugün bir zamanlar Ermeni, Nasturi, Yahudi, Süryani veya Yezidi gibi “öteki” olanların yaşamış olduğu yerlerdeki birçok insan; çoğumuzun “öteki” olanlara karşı düşüncelerimizi paylaşmıyor, paylaşamıyor. Çünkü Hitlerden daha dürüstler ve “kanlarına gayrı Müslim” kanı bulaştığını veya bulaşma ihtimalinin olduğunu biliyorlar.

Hakeza yine bizim için “öteki” olanların kurdukları devletlerde veya topluluklarda yani bizlerin onlara göre “öteki” olduğu bir çok yerde de bir çok insan bağlı olduğu gruba rağmen “bizleri seviyor”, çünkü o da genlerine müdahale edemiyor…

***
Kürt Mıhé ile Ermeni Araksi evleniyorlar, çocukları Osman da Yezidi Lale ile evleniyor, Osman’ın oğlu da Yahudi Eva ile evleniyor ve Abdurrahman doğuyor.
Abdurrahman Türk olduğunu söylüyor bir çokları inanmasa da ve Abdurrahman Türk ve Müslüman olmaktan gurur duyuyor annesine rağmen. Böyle yaşayıp gidiyor Abdurrahman;
Sizce Abdurrahman ailesi içinde büyüdü ise ve her fert de kendi kültürlerini bir şekilde hissettirmişse o evde; Abdurrahman’ın Ermeni, Yezidi, Yahudi ve Kürtlere karşı özel bir nefreti olabilir mi?

Abdurrahman “soykırım”, “ezilmişlik”, “jenosid”, “bağımsız devlet”, “holokost” gibi atalarının her birinin diline dolanmış “saf siyasi” söylemlerin hiç birine katılmasa bile atalarının geleneklerini araştırmak, insanlarla paylaşmak ya da en azından sadece bunları bilmekten ötürü utanabilir mi? Ayıplanabilir mi?

Siz öz be öz …… olsanız da (noktalı yerlere dünyadaki bütün milletlerin ismini bırakabilirsiniz) sizin gibi öz be öz ……. Olmayana sırf soydaşları “yanlış işler yapıyor” diye kin kusma hakkına sahip olabilir misiniz? Genlerinizin o bilmediğiniz saflığı size “öteki” olanlara yani sizin “olmadığınızı sandığınız” ve sizden sonrakilerin “olmayacağını temenni ettiklerinize” kin kusma hakkını veriyor mu?
***

İsrail’den Yahudi bir arkadaşınız sizi iftar yemeğine davet etse ve size saygısından dolayı o da ezanı beklese ne düşünürdünüz. Yahudiliğe karşı değil, o dostunuza karşı.
Ya sizi aynı masada gören komşunuzun sizi MOSSAD ajanı olarak nitelendirmesine ne dersiniz?

Yahut sizi kandile gecelerinde arayıp kandilinizi tebrik eden Budist dostunuza karşı mahcup olmamak için siz de Budist bayramlarını araştırıp onu tebrik edince Budist mi olmuş olacaksınız.

“Ön yargılı bir Hristiyan” size; “Senin kitabında “Hristiyanları boğazlayın” diye bir ayet getirse ve sure adından ayet numarasına kadar söylese bunu inkâr edecek kadar Kuran-ı Kerim Bilginiz var mı?

Semavi din olmasa da Kuran-ı Kerim’de 4 semavi din ile birlikte adı geçen “Sabilik Dini” hakkında ne biliyorsunuz. Sadece yıldızlara tapanlar olarak mı tanıyorsunuz onları.

“Ön yargılı bir Hristiyan” sizin dininizi sizden daha iyi bildiğini anlayıp, siz de İncil okumaya karar verdiğinizde Hristiyan olmaya mı karar vermiş olacaksınız. Onlar “bizim Hak dinimizin kitabı; Kuran-ı Kerimi” okuyup ha diye Müslüman olmadılar da, siz “hükmü geçmiş” kabul ettiğimiz o kutsal kitapları okumakla onların dinine mi geçeceksiniz.

Kafirun suresinin tefsirine bakmanızı öneriyorum! Diğer semavi kitaplar için de benzer referans vermek isterdim ancak ezberimde yok…

Her düşünce her siyasi fikir nesnellikten uzak ancak yine de muteberdir. Ancak sosyal ilişkiler kişinin insani ve ahlaki düşünce yapısının ürünüdür. Eğer bir şekilde “ötekiler” ile hiç muhatap olmadığınız bir köyde veya şehir de yaşıyorsanız bu yazıyı buraya kadar okumanız sizin nefret ettiğiniz kavimlerin profilleri daha evvel dedelerinizden ve okuduklarınızdan kalma anılarla çizildiğinden; bu fikirler birebir kafanızdaki profilin rasyonelliği ile iniltili olacaktır.

Yukarıda sorulan soruların cevaplarının total istatistiksel değeri; gelecekte daha kaç yıl …. Sorunu (noktalı yerlere herhangi bir kavim ismi getirilebilir) çekeceğimizin göstergesi olduğu kadar, “ötekiler” tarafından nasıl göründüğümüzün bir yansıması olacaktır.

ÖN YARGI ÜZERİNE


Genlerinizin o bilmediğiniz saflığı size “öteki” olanlara yani sizin “olmadığınızı sandığınız” ve sizden sonrakilerin “olmayacağını temenni ettiklerinize” kin kusma hakkını veriyor mu? Öz be öz …. olmak, öz be öz ….. olamama talihsizliğine sahip olanlara nefret hakkı için yeterli bir sebep midir?

Hitler henüz bizim onu yaptıkları ile tanımadan önce; gençlik yıllarında “Yahudi düşmanlığını yahut Antisemitizm’ini” geliştirirken, atalarının saf Alman ırkı olup olmadığını da araştırmış ve yazılanlara göre babaannesi tarafında Yahudi kanı olma ihtimali ile karşı karşıya kalmış. Eh haliyle bunu kabul etmemiş ve her halde fazla kurcalamadan bu araştırmayı bir kenara atmış…

***

“Anneannem” kitabının yazarı Fethiye ÇETİN her ne kadar Ermeni düşmanı olmasa da anneannesinin gerçek kimliğini, yani Ermeni olduğunu tam olarak öğrendiğinde yaşadığı hislerden olacak ki “Anneannem” kitabını yazdı.

***
Bugün bir zamanlar Ermeni, Nasturi, Yahudi, Süryani veya Yezidi gibi “öteki” olanların yaşamış olduğu yerlerdeki birçok insan; çoğumuzun “öteki” olanlara karşı düşüncelerimizi paylaşmıyor, paylaşamıyor. Çünkü Hitlerden daha dürüstler ve “kanlarına gayrı Müslim” kanı bulaştığını veya bulaşma ihtimalinin olduğunu biliyorlar.

Hakeza yine bizim için “öteki” olanların kurdukları devletlerde veya topluluklarda yani bizlerin onlara göre “öteki” olduğu bir çok yerde de bir çok insan bağlı olduğu gruba rağmen “bizleri seviyor”, çünkü o da genlerine müdahale edemiyor…

***
Kürt Mıhé ile Ermeni Araksi evleniyorlar, çocukları Osman da Yezidi Lale ile evleniyor, Osman’ın oğlu da Yahudi Eva ile evleniyor ve Abdurrahman doğuyor.
Abdurrahman Türk olduğunu söylüyor bir çokları inanmasa da ve Abdurrahman Türk ve Müslüman olmaktan gurur duyuyor annesine rağmen. Böyle yaşayıp gidiyor Abdurrahman;
Sizce Abdurrahman ailesi içinde büyüdü ise ve her fert de kendi kültürlerini bir şekilde hissettirmişse o evde; Abdurrahman’ın Ermeni, Yezidi, Yahudi ve Kürtlere karşı özel bir nefreti olabilir mi?

Abdurrahman “soykırım”, “ezilmişlik”, “jenosid”, “bağımsız devlet”, “holokost” gibi atalarının her birinin diline dolanmış “saf siyasi” söylemlerin hiç birine katılmasa bile atalarının geleneklerini araştırmak, insanlarla paylaşmak ya da en azından sadece bunları bilmekten ötürü utanabilir mi? Ayıplanabilir mi?

Siz öz be öz …… olsanız da (noktalı yerlere dünyadaki bütün milletlerin ismini bırakabilirsiniz) sizin gibi öz be öz ……. Olmayana sırf soydaşları “yanlış işler yapıyor” diye kin kusma hakkına sahip olabilir misiniz? Genlerinizin o bilmediğiniz saflığı size “öteki” olanlara yani sizin “olmadığınızı sandığınız” ve sizden sonrakilerin “olmayacağını temenni ettiklerinize” kin kusma hakkını veriyor mu?
***

İsrail’den Yahudi bir arkadaşınız sizi iftar yemeğine davet etse ve size saygısından dolayı o da ezanı beklese ne düşünürdünüz. Yahudiliğe karşı değil, o dostunuza karşı.
Ya sizi aynı masada gören komşunuzun sizi MOSSAD ajanı olarak nitelendirmesine ne dersiniz?

Yahut sizi kandile gecelerinde arayıp kandilinizi tebrik eden Budist dostunuza karşı mahcup olmamak için siz de Budist bayramlarını araştırıp onu tebrik edince Budist mi olmuş olacaksınız.

“Ön yargılı bir Hristiyan” size; “Senin kitabında “Hristiyanları boğazlayın” diye bir ayet getirse ve sure adından ayet numarasına kadar söylese bunu inkâr edecek kadar Kuran-ı Kerim Bilginiz var mı?

Semavi din olmasa da Kuran-ı Kerim’de 4 semavi din ile birlikte adı geçen “Sabilik Dini” hakkında ne biliyorsunuz. Sadece yıldızlara tapanlar olarak mı tanıyorsunuz onları.

“Ön yargılı bir Hristiyan” sizin dininizi sizden daha iyi bildiğini anlayıp, siz de İncil okumaya karar verdiğinizde Hristiyan olmaya mı karar vermiş olacaksınız. Onlar “bizim Hak dinimizin kitabı; Kuran-ı Kerimi” okuyup ha diye Müslüman olmadılar da, siz “hükmü geçmiş” kabul ettiğimiz o kutsal kitapları okumakla onların dinine mi geçeceksiniz.

Kafirun suresinin tefsirine bakmanızı öneriyorum! Diğer semavi kitaplar için de benzer referans vermek isterdim ancak ezberimde yok…

Her düşünce her siyasi fikir nesnellikten uzak ancak yine de muteberdir. Ancak sosyal ilişkiler kişinin insani ve ahlaki düşünce yapısının ürünüdür. Eğer bir şekilde “ötekiler” ile hiç muhatap olmadığınız bir köyde veya şehir de yaşıyorsanız bu yazıyı buraya kadar okumanız sizin nefret ettiğiniz kavimlerin profilleri daha evvel dedelerinizden ve okuduklarınızdan kalma anılarla çizildiğinden; bu fikirler birebir kafanızdaki profilin rasyonelliği ile iniltili olacaktır.

Yukarıda sorulan soruların cevaplarının total istatistiksel değeri; gelecekte daha kaç yıl …. Sorunu (noktalı yerlere herhangi bir kavim ismi getirilebilir) çekeceğimizin göstergesi olduğu kadar, “ötekiler” tarafından nasıl göründüğümüzün bir yansıması olacaktır.